Polisin telefonla arayıp ifadeye çağırması, gitmediğiniz anda otomatik olarak tutuklanacağınız anlamına gelmez. Önce aramanın gerçekliğini, hangi sıfatla çağrıldığınızı ve dosyada daha önce verilmiş bir karar bulunup bulunmadığını öğrenmek gerekir. Şüpheli veya sanık için kanunda düzenlenen davetiye ile telefonda söylenen “karakola gelin” cümlesi aynı işlem değildir.
Ancak bu fark, aramayı yok saymanın güvenli olduğu anlamına da gelmez. Usulüne uygun davetiyeye rağmen gelmemeniz veya dosyada ayrı bir kanuni neden bulunması hâlinde zorla getirme kararı gündeme gelebilir. Tanık olarak çağrılmanın kuralları da farklıdır. Bu nedenle doğru başlangıç, telefonda olayın ayrıntılarını anlatmak ya da hiçbir şey sormadan görüşmeyi kapatmak değil; çağrının kimden geldiğini, nedenini ve sizden hangi işlemin istendiğini netleştirmektir.
Telefonla ifadeye çağrılmak ile davetiye almak aynı şey mi?
Uygulamada kolluk, bir dosyayla ilgili olarak size telefonla ulaşabilir. Görüşmede polis merkezine gelmeniz istenebilir veya işlemin ne zaman yapılacağı konuşulabilir. Fakat telefonla iletişim kurulabilmesi ile bu görüşmeye, kanundaki yazılı çağrının bütün sonuçlarının bağlanması farklı konulardır.
Şüpheli veya sanık için davetiyede ne yazmalıdır?
Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 145 ve 146. maddeleri, çağrı ile zorla getirme arasındaki bağlantıyı düzenler. İfadesi alınacak veya sorgusu yapılacak kişiye davetiye gönderilir; çağrılma nedeni açıkça belirtilir ve gelmezse zorla getirileceği yazılır.
Bu nedenle “Telefonda gelmem söylendi, demek ki bütün tebligat işlemleri tamamlandı” sonucuna varmayın. Elinizde bir evrak varsa hangi makamın gönderdiğine, dosya bilgisine, çağrılma nedenine, gün ve saate bakın. Yalnızca bir mesaj veya arama varsa, bunun ilk davet mi yoksa daha önce yapılmış bir işlemin hatırlatılması mı olduğunu sorun.
Tanık olarak çağrılmanın farklılığı
CMK 43, tanıkların telefon gibi iletişim araçlarıyla da çağrılabileceğini açıkça belirtir. Ancak bu yöntem kullanıldığında, çağrı kâğıdına bağlanan sonuçlar uygulanmaz. Aynı maddenin beşinci fıkrası, bu düzenlemenin kişinin Cumhuriyet savcısı, hâkim veya mahkeme önünde tanık olarak dinlenmesine ilişkin olduğunu söyler. Polis merkezine bilgi vermek üzere aranmanızla mahkemenin tanık çağrısını birbirine karıştırmamak gerekir.
| Karşılaştığınız durum | Önce neyi ayırmalısınız? |
|---|---|
| İlk kez telefonla “ifadeniz alınacak” denildi | Hangi sıfatla ve hangi dosya için çağrıldığınızı; ayrıca bir davetiye veya karar bulunup bulunmadığını |
| Şüpheli olarak yazılı davetiye geldi | Çağrı nedenini, tarihi ve gelmeme ihtarını |
| Savcılık veya mahkeme tanık olarak telefonla çağırdı | Telefonla çağrı ile çağrı kâğıdının farklı sonuçlarını |
| “Hakkınızda zorla getirme kararı var” denildi | Yeni bir davet mi, mevcut bir kararın bildirimi mi olduğunu |
Özellikle son satır önemlidir: Daha önce verilmiş bir kararın telefonda bildirilmesi, ilk kez telefonla davet edilmekle aynı değildir. “Bana sadece telefon ettiler” demek, dosyada başka hiçbir işlem bulunmadığını tek başına göstermez.
Arayanın polis olduğunu ve neden çağrıldığınızı nasıl doğrularsınız?
Arayan kişinin polis olduğunu söylemesi veya ekranda tanıdık görünen bir numara bulunması, görüşmenin içeriğini sorgulamadan kabul etmeniz için yeterli değildir. Önce şu bilgileri not edin:
- Arayan görevlinin adı ve çalıştığını söylediği birim.
- Gelmeniz istenen polis merkezi veya diğer adli birimin açık adı.
- Öğrenilebiliyorsa savcılık, mahkeme ve dosya numarası.
- Şüpheli, tanık, mağdur veya şikâyetçi sıfatlarından hangisiyle çağrıldığınız.
- İstenen gün, saat ve daha önce gönderilmiş davetiye ya da verilmiş karar olup olmadığı.
Ardından, arayanın gönderdiği bağlantıya veya verdiği farklı bir numaraya bağlı kalmadan ilgili kurumun resmî iletişim bilgisine ulaşın. Görüşmeyi o kanal üzerinden doğrulatmaya çalışın. Bu, dosyanın esası hakkında telefonda uzun bir savunma yapmanız gerektiği anlamına gelmez. Önce hangi işlem için çağrıldığınızı öğrenmeye çalışıyorsunuz.
“İfade vermemek için para gönderin”, “paranızı güvenli hesaba aktarın” veya “altınları teslim edin” gibi talepleri olağan bir ifade çağrısı gibi değerlendirmeyin. Böyle bir taleple karşılaştığınızda, arayanın anlattıklarını bağımsız bir resmî kanaldan doğrulatmadan para veya altın teslim etmeyin. Doğrulanmamış bir arama üzerine banka işlemi yapmayın, şifre veya doğrulama kodu paylaşmayın.
Gerçek çağrı olduğu anlaşıldığında da telefonda bütün dosyanın anlatılmasını beklemeyin. Avukatın dosyayı inceleme yetkisi ve olası kısıtlamalar, Adalet Bakanlığının dosya incelemesine ilişkin açıklamasında ele alınır. Dosyanın niteliği, hangi bilginin hangi aşamada görülebileceğini etkileyebilir.
Aramanın bir suç duyurusuyla ilgili olduğunu öğrendiğinizde, çağrının usulü ile suçlamaya vereceğiniz cevabı ayrı değerlendirin. İsnadın gerçeğe aykırı olduğunu düşünüyorsanız, asılsız suç duyurusunda izlenebilecek yollar için ayrıca delil ve olay kronolojisi hazırlamak gerekebilir. Telefonda karşı taraf hakkında yeni iddialar sıralamak, bu hazırlığın yerini tutmaz.
İfadeye gitmezsem hangi işlem yapılabilir?
Yalnızca bir telefon aramasını cevaplamamış olmanızla, usulüne uygun davetiyeye rağmen gelmemeniz aynı değerlendirmeye tabi değildir. Şüpheli veya sanık bakımından CMK 146, 145. maddeye göre çağrıldığı hâlde gelmeyen kişinin zorla getirilmesine karar verilebileceğini düzenler. Kanundaki ifade “karar verilebilir” şeklindedir; telefonda konuşan kişinin her söylediğini otomatikleşmiş bir mahkeme sonucu gibi kabul etmemek gerekir.
Bununla birlikte, zorla getirme yalnızca daha önce davetiye gönderilmiş olması ihtimaline bağlı değildir. Aynı hükümde, tutuklama kararı verilmesi veya yakalama emri düzenlenmesi için yeterli nedenlerin bulunması ayrı bir neden olarak yer alır. Dolayısıyla “Davetiye almadım, hiçbir koşulda hakkımda işlem yapılamaz” demek de doğru değildir. Dosyadaki başka işlemleri görmeden yalnız çağrı biçimine dayanarak güvence verilemez.
Zorla getirme, tutuklama kararı değildir
Zorla getirme, kişinin belirli bir adli işlem için yetkili makam önüne getirilmesini amaçlayan bir tedbirdir. Hakkınızda bu kararın bulunması, tek başına suçun ispatlandığı veya tutuklandığınız anlamına gelmez. Tutuklama ve diğer koruma tedbirleri kendi koşulları içinde ayrıca değerlendirilir.
Şüpheli veya sanık hakkındaki zorla getirme kararında kişinin kimliği, ilgili suç ve getirilme nedenleri gösterilir; kararın bir örneği kendisine verilir. “Bir karar var” denildiğinde, işlemin adını ve dayanağını öğrenmek bu yüzden önemlidir. İfade günü için telefonla farklı bir saat konuşmuş olmanız da önceden verilmiş kararı kendiliğinden kaldırmaz.
Tanık veya şikâyetçiyseniz durum değişir mi?
Tanık için CMK 43 ve 44 birlikte değerlendirilir. Usulüne uygun çağrıya rağmen mazeret bildirmeden gelmemenin zorla getirme ve neden olunan giderler yönünden sonuçları olabilir. Adalet Bakanlığının tanıklık rehberi de gelinemeyecek durumun yazılı bildirilmesini açıklar. Buna karşılık, telefonla ilk tanık çağrısı ile yazılı çağrının sonuçları aynı değildir; tutuklu işlerdeki özel hüküm de ayrıca dikkate alınır.
Bir başka ayrıntı, verilmiş zorla getirme kararının tanığa telefonla da bildirilebilmesidir. Bu durumda “Telefonla çağrıya sonuç bağlanmaz” cümlesini tek başına kullanmak yanıltıcı olur: Görüşmenin konusu yeni bir davet değil, mevcut karardır.
Mağdur veya şikâyetçi olmak da her çağrıyı isteğe bağlı hâle getirmez. CMK 146/7 kapsamında bu kişiler hakkında da zorla getirme kararı verilebilmesi mümkündür. Önce sıfatınızı ve hangi makamın hangi işlemi istediğini öğrenin; şüpheliye ilişkin susma hakkıyla tanıklık yükümlülüğünü birbirinin yerine koymayın.
Çağrılan tarihte gidemiyorsanız ne yapmalısınız?
Hastanede bulunmanız, başka şehirde olmanız veya ciddi bir ulaşım engeliyle karşılaşmanız hâlinde, hiçbir haber vermeden beklemek yerine durumu gecikmeden ilgili birime bildirin. Burada önemli olan yalnızca bir mazeretinizin bulunması değil, bu mazeretin doğru dosyaya ulaşması ve talebiniz hakkında ne işlem yapıldığının anlaşılmasıdır.
Önce telefonla hangi dosya ve birimle muhatap olduğunuzu netleştirin. Ardından, dosyanın aşamasına uygun biçimde yazılı başvuru yapılmasını değerlendirin. Davetiyede bir savcılık veya mahkeme belirtiliyorsa başvurunun muhatabını o bilgiye göre belirleyin. Avukatınız varsa, bildirimin ve varsa yeni tarih talebinin doğru makama iletilmesini onunla birlikte planlayabilirsiniz.
Yazılı bildirimde bulunması yararlı bilgiler şunlardır:
- Çağrıldığınız dosyanın numarası ve işlemi isteyen birim.
- Gelmeniz istenen tarih ile saat.
- Neden gelemeyeceğiniz ve engelin hangi tarihler arasında sürdüğü.
- Mazereti destekleyen, konuyla ilgili belge.
- Yeniden ulaşılabilecek iletişim bilgisi ve talep ettiğiniz işlemin açık ifadesi.
Örneğin hastanede yatış varsa bu durumu gösteren belge, yalnızca “rahatsızım” demekten daha açıklayıcı olabilir. Fakat her sağlık belgesi, iş seyahati veya şehir dışında bulunma hâli otomatik olarak kabul edilecek bir mazeret değildir. Dosyanın koşulları ve ilgili makamın değerlendirmesi önem taşır.
Kısa bir bildirim, olayın ayrıntılı savunmasına dönüşmeden şöyle kurulabilir: “… numaralı dosya kapsamında … tarihinde gelmem istendi. Ekli belgede gösterilen nedenle belirtilen tarihte gelemeyeceğim. Mazeretimin değerlendirilmesini ve işlem yapılacak tarihin tarafıma bildirilmesini talep ediyorum.” Bu, yalnız anlatımı gösteren bir örnektir; dosyanız için hazırlanmış bir dilekçe değildir.
Talebinizi göndermiş olmak, talebinizin kabul edildiği anlamına gelmez. Evrak veya başvuru kaydını saklayın; yeni tarih verilip verilmediğini ve önceki çağrı yönünden ne işlem yapıldığını öğrenin. Özellikle mevcut bir zorla getirme kararı varsa, telefonda “sonra gelirim” demekle kararın kalktığını varsaymayın. Başka şehirdeki her kişinin ifadesini istediği karakolda verebileceği veya işlemin mutlaka uzaktan yapılacağı yönünde de genel bir güvence yoktur.
İfadeye giderken avukat ve tutanak konusunda nelere dikkat edilmeli?
Telefonla ifadeye çağrıldığınızda, hazırlık için ilk ihtiyaç uzun bir savunma metni yazmak değildir. Hangi olay hakkında ve hangi sıfatla dinleneceğinizi netleştirmek, elinizdeki belgeleri düzenlemek ve haklarınızı anlamak daha sağlam bir başlangıçtır. Kimliğinizi, varsa davetiyeyi, önceki başvuru veya mazeret belgenizi yanınıza alın. Olayla ilgili belge ve mesajların asıllarını silmeden koruyun; yalnız size yararlı görünen küçük bir parçayı ayırıp bağlamı kaybettirmeyin.
CMK 147. maddede düzenlenen ifade hakları bakımından, şüpheli veya sanığın kendisine yüklenen suçu öğrenmesi, avukat yardımından yararlanması ve isnat hakkında açıklama yapmama hakkının hatırlatılması gerekir. Buna karşılık kimliğe ilişkin soruların doğru cevaplanması yükümlülüğü vardır. Susma hakkını, kimlik bilgisi vermeme veya çağrıya hiç muhatap olmama şeklinde yorumlamayın.
Kendi avukatınızı seçebilirsiniz. Bir müdafi seçebilecek durumda olmadığınızı beyan ediyor ve yardım istiyorsanız, CMK 150’deki düzenleme kapsamında müdafi görevlendirilmesi talebinizi iletebilirsiniz. Bazı durumlarda talep aranmaksızın görevlendirme yapılması da gerekir. Ancak her kişinin dosyasını ve koşullarını incelemeden, bütün çağrılar için tek tip bir avukatlık usulü veya ücret sonucu söylenemez.
Avukatın rolü yalnız yanınızda oturmak değildir. Çağrının dayanağının, sıfatınızın, ulaşılabilen dosya bilgilerinin ve sunulacak belgelerin birlikte değerlendirilmesine yardımcı olabilir. Bu yardım, işlemin mutlaka erteleneceği veya belirli bir sonucun alınacağı garantisi değildir.
İfade bir tutanağa geçirildiğinde, söylediklerinizin nasıl yazıldığını dikkatle okuyun. Hatırlamadığınız bir tarihi kesin bir tarih gibi yazdırmayın; bilmediğiniz şeyi bildiğinizi söylemeyin. Söylediğinizle tutanak arasında fark varsa imzadan önce bunun düzeltilmesini isteyin. Okumadığınız bir metni, sadece işlem hızlı bitsin diye imzalamak sağlıklı bir hazırlığın bütün faydasını ortadan kaldırabilir.
Bu bölümdeki şüpheliye ilişkin hakları, tanıklığın kurallarıyla karıştırmayın. Durumunuz çağrı aşamasından yakalama veya gözaltına dönüşmüşse, gözaltında avukat talep etme hakkının nasıl kullanılacağı ayrıca değerlendirilmelidir. O aşamadaki süreler ve başvurular, yalnızca telefonla randevu konuşulmasından farklıdır.
Üç farklı aramada aynı cevabı vermeyin
Aşağıdaki olaylar, çağrı biçiminin neden tek başına yeterli bilgi vermediğini göstermek için hazırlanmış varsayımsal örneklerdir. Gerçek bir dosyanın sonucunu veya her olayda uygulanacak hazır bir savunmayı anlatmazlar.
İlk kez arandınız, başka bir işlemden haberiniz yok
Bir görevli, “Yarın saat onda polis merkezine gelebilir misiniz?” diye soruyor. Hangi dosya için arandığınız ve sıfatınız henüz belli değil. Burada ilk iş, “Gitmezsem kesin ne ceza alırım?” sorusuna bir rakam aramak değil; birimi, dosyayı ve çağrının niteliğini doğrulamaktır.
Yalnız bu konuşmadan, usulüne uygun davetiyenin bütün sonuçlarını çıkarmak doğru olmaz. Ancak daha önce gönderilmiş bir evrak veya verilmiş karar bulunmadığını da kontrol etmeden varsayamazsınız. Tarihi konuşmanız, dosyayı incelemenin ya da gerekiyorsa avukatla hazırlanmanın yerine geçmez.
Yazılı davetiye geldi, o tarihte hastanedesiniz
İkinci olayda davetiye elinizde; çağrı tarihi belli. Aynı gün hastanede yatışınız olduğu için gelemiyorsunuz. Yapılması gereken, davetiyeyi bir kenara bırakmak değil, engeli gösteren belgeyle birlikte durumun doğru makama gecikmeden iletilmesini sağlamaktır.
Başvurunuzun ulaştığına ilişkin kaydı saklamak ve yeni bir tarih verilip verilmediğini öğrenmek önemlidir. Hastanede bulunmanızın kabul edilip edilmediğini varsaymak yerine talebin sonucunu takip edin. Aynı yöntem, yalnız “şehir dışındayım” denilerek her çağrının ertelenebileceği anlamına gelmez.
Telefonda mevcut bir zorla getirme kararından söz edildi
Üçüncü olayda arayan kişi, yeni bir ifade randevusu istemek yerine daha önce verilmiş bir karar olduğunu söylüyor. Böyle bir durumda ilk arama örneği için yapılan açıklamayı aynen kullanamazsınız. Kararın kim hakkında, hangi makam tarafından ve hangi nedenle verildiğinin öğrenilmesi gerekir.
Özellikle tanık yönünden kararın iletişim araçlarıyla bildirilmesi ile telefonla ilk kez çağrı yapılması farklı işlemlerdir. Bir kararın varlığı doğrulandığında, “Yazılı kâğıt elime gelmedi” diyerek konuyu kapatmak yerine kararın dayanağını ve başvuru imkânlarını avukatla değerlendirin.
Bu üç durumda ortak olan, arama kaydını, ulaşan evrakı ve yaptığınız başvuruları bir arada tutmaktır. Çağrıyı yapan birim, dosya numarası, sıfatınız, istenen tarih ve varsa mazeret belgesi bir araya geldiğinde hukuki değerlendirme çok daha somut yapılabilir.
Polis telefonla ifadeye çağırdıysa ve nasıl hareket edeceğinizden emin değilseniz, çağrı ve dosya bilgilerinizin değerlendirilmesi için Av. Tolga Çayırcı ile iletişime geçebilirsiniz. Bu rehber genel bilgi verir; dosyada bulunan kararın ve size yapılan bildirimin incelenmesinin yerini tutmaz.

