Şikâyetimi geri çektikten sonra yeniden şikâyetçi olabilir miyim?

Şikâyeti geri aldıktan sonra yeniden başvurmanın sınırları: ilk ifade, yeni olay, yeni delil ve dosyadaki kararın etkisini somut örneklerle öğrenin.

Şikâyete bağlı bir suçta, aynı olayla ilgili şikâyetinizi geçerli biçimde geri aldıysanız, yalnızca fikrinizi değiştirdiğiniz için yeniden şikâyetçi olmanız kural olarak hukuki sonuç doğurmaz. Yeni bir dilekçe vermeniz, önceki vazgeçme beyanını kendiliğinden ortadan kaldırmaz. Şikâyet süresinin henüz dolmamış olması da tek başına bu hakkı geri getirmez.

Ancak yaşadığınız durumun gerçekten bu kurala girip girmediği ayrıca değerlendirilmelidir. Eski olaydan sonra yeni bir fiil işlenmesi, suçun şikâyete bağlı olmaması veya önceki beyanın geçerliliğiyle ilgili bir sorun bulunması farklı meselelerdir. İlk ifadenizde “şikâyetçi değilim” demiş olmanız da incelemeden önemsiz sayılamaz. Doğru değerlendirme için önceki tutanağa, dosyanın neden kapandığına ve yeniden başvurmak istediğiniz olayın ne olduğuna birlikte bakmak gerekir.

Aynı olay için yeniden dilekçe vermek şikâyet hakkını geri getirmez

Şikâyeti geri çekmek, daha önce kullandığınız şikâyet hakkından vazgeçmenizdir. Takibi şikâyete bağlı suçlarda bu beyan, ceza sürecinin devam edip edemeyeceğini etkiler. Geçerli bir vazgeçmeden sonra aynı olay için “Artık yeniden şikâyetçiyim” demeniz, başvuruyu ilk kez yapıyormuşsunuz gibi değerlendirilmez. Uygulamada buna “şikâyetten vazgeçmeden vazgeçme” denir ve kural olarak sonuç bağlanmaz.

Buradaki sorun, bir dilekçe daha yazıp yazamayacağınız değildir. Asıl sorun, ikinci dilekçenin önceki vazgeçmeyi etkisiz hale getirip getirmeyeceğidir. Aynı olayın ayrıntılarını daha uzun anlatmak, başka bir başlık kullanmak veya talebi farklı bir mercie sunmak tek başına vazgeçmenin hukuki etkisini kaldırmaz. Yeni başvurunun içeriği ile dosyadaki önceki beyanın birlikte incelenmesi gerekir.

Türk Ceza Kanunu’nun 73. maddesi, şikâyet süresiyle vazgeçmenin sonuçlarını ayrı düzenler. Şikâyete bağlı suçlarda genel süre, zamanaşımı sınırı içinde, fiili ve failin kim olduğunu öğrenmeden itibaren altı aydır; özel düzenlemeler ayrıca dikkate alınır. Fakat bu sürenin henüz bitmemiş olması, geçerli bir vazgeçme sonrasında aynı olayı yeniden şikâyet edebilmek için başlı başına bir imkân yaratmaz. Süreyi kaçırmamış olmakla, kullanılıp geri alınmış bir hakkın durumu aynı değildir.

Kanundaki sanığın kabulüne ilişkin kural da farklı bir konudur. TCK 73/6 uyarınca, kanunda aksi yazılı olmadıkça vazgeçme, onu kabul etmeyen sanığı etkilemez. Bu nedenle mahkeme aşamasında sanığın vazgeçmeyi kabul edip etmediği önem taşıyabilir. Ancak sanığın kabul etmemesi, size aynı olay için sınırsız biçimde yeni şikâyet hakkı veren bir düzenleme değildir. Savcılık aşamasındaki her vazgeçmenin de şüphelinin kabulüne bağlı olduğunu düşünmemelisiniz.

Bu ayrım özellikle taraflar sonradan yeniden anlaşmazlığa düştüğünde önem kazanır. Aranızın tekrar bozulması, eski olay için verilmiş geçerli vazgeçme beyanını kendiliğinden geri almaz. Sonradan farklı bir olay yaşandıysa ise artık yalnızca önceki kararınızdan dönmeyi değil, o yeni olayın hukuki niteliğini değerlendirmek gerekir. Önceki beyanınızın hangi olayı kapsadığını öğrenmeden bütün yaşananları tek dosyanın devamı gibi ele almak yanıltıcı olabilir.

İlk ifadenizde “şikâyetçi değilim” dediyseniz

Bazen kişi daha önce bir şikâyet dilekçesi vermediği için, ilk ifadesindeki “şikâyetçi değilim” sözünün bağlayıcı olmayacağını düşünür. Bu düşünceye güvenerek hareket etmek risklidir. Olayı öğrenmiş halde verdiğiniz böyle bir beyana da hukuki sonuç bağlanabilir. Sonradan “Ben zaten hiç şikâyet etmemiştim, dolayısıyla geri de almamış oldum” demek her dosyada yeterli bir açıklama değildir.

Nitekim Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2019/12166 sayılı kararında, taksirle yaralanan kişinin olaydan üç gün sonra alınan ilk beyanında şikâyetçi olmadığını söylemesi değerlendirilmiştir. Kararda kişinin hastaneye bilinci açık geldiği ve ilk beyanının daha sonra alındığı belirtilmiş; kovuşturma aşamasında şikâyetçi olması, önceki beyanından geri dönmesi olarak ele alınmıştır. Sonradan verilen davaya katılma kararı da bu dosyada usulsüz bulunmuştur.

Bu karar, her “şikâyetçi değilim” sözünün bütün koşullarda aynı sonucu doğuracağı anlamına gelmez. Ancak ilk ifade olduğu gerekçesiyle beyanın hiçbir etkisinin bulunmadığını varsayamayacağınızı gösterir. Şikâyet hakkının henüz kullanılmaması, açıkça vazgeçme ve beyanın gerçek iradeyi yansıtıp yansıtmaması ayrı değerlendirme konularıdır. Sadece tutanaktan seçilen bir cümleyle sonuca gitmek yerine belgenin bütünü görülmelidir.

Özellikle şu sorular önemlidir: Önceki beyan hangi olay hakkında alınmış? Kişi fiili ve failin kim olduğunu biliyor muymuş? Şikâyetçi olmama iradesi açık mı, yoksa yalnız olay hakkında bilgi mi verilmiş? Beyanı veren kişi hak sahibi mi, başkası adına konuşuyorsa yetkisi ne? İfadenin alındığı sıradaki sağlık durumu veya ileri sürülen baskı iddiası neyle açıklanıyor?

Bu sorular birer otomatik istisna listesi değildir. Örneğin beyanın olaydan hemen sonra alınmış olması tek başına onu geçersiz kılmaz; sonradan pişman olmak da iradenizin o sırada sakat olduğunu kanıtlamaz. Ama bir geçerlilik sorunu ileri sürülüyorsa bunun, yalnızca fikrinizi değiştirdiğiniz bir durumdan ayrılarak somutlaştırılması gerekir. İlk ifadenizin bir örneğini edinmek bu nedenle yeni bir şikâyet dilekçesi hazırlamaktan önce gelen adımdır. Tutanakta ne yazdığı görülmeden “Yeniden şikâyet edebilirsiniz” veya “Hiçbir yol kalmamış” şeklinde kesin bir değerlendirme yapılmamalıdır.

Şikâyete bağlı olmayan bir suçta dosya devam edebilir

Şikâyeti geri çektiğinizde dosyanın mutlaka kapanacağı düşüncesi, bütün suçların mağdurun talebine bağlı yürütüldüğü varsayımına dayanır. Oysa bazı suçlar kamu adına, şikâyet şartı aranmadan soruşturulur. Böyle bir durumda vazgeçmeniz tek başına soruşturmayı veya davayı sona erdirmez. Yeniden başvurmak istediğinizde de önce dosyanın gerçekten kapanıp kapanmadığına bakılmalıdır.

Önemli olan yalnız olay için kullanılan gündelik isim değildir. Örneğin “tehdit” denildiğinde, tehdidin içeriği hukuki değerlendirmeyi değiştirebilir. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 2019/14433 sayılı kararında, hayata yönelik tehdidin şikâyete bağlı olmadığı halde şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşme kararı verilmesi hatalı bulunmuştur. Bu örnek, “Tehdit şikâyetimi geri aldım, artık hiçbir işlem yapılamaz” şeklindeki genel bir düşüncenin neden yeterli olmadığını gösterir.

Suç şikâyete bağlı değilse, olayla ilgili elinizdeki bilgi ve belgeleri yetkili makama sunmanız ile kaybedilmiş bir şikâyet hakkını yeniden elde etmeniz aynı mesele değildir. Önceki vazgeçme, kamu adına yürütülen sürecin tek başına belirleyicisi olmayabilir. Bununla birlikte dosya başka bir hukuki gerekçeyle sonuçlandırılmışsa, o kararın etkisi ayrıca incelenir. Şikâyete bağlı olmama, her kapanmış dosyanın yeni dilekçeyle açılacağı anlamına da gelmez.

Bu nedenle değerlendirmeye yalnız “Şikâyetimi geri çekmiştim” cümlesiyle değil, olayın içeriği ve verilen kararın gerekçesiyle başlanmalıdır. Dosyanın devam etmesi de karşı tarafın mutlaka ceza alacağı anlamını taşımaz. Deliller, suçun unsurları ve diğer usul koşulları yine incelenir. Vazgeçmenin tek başına süreci bitirmemesi, mahkûmiyet sonucunun peşinen belli olduğu şeklinde yorumlanmamalıdır.

Yeni bir olay ile eski olayın yeni delili aynı şey değildir

Şikâyeti geri aldıktan sonra aynı kişiyle yeniden sorun yaşamanız mümkündür. Önceki olayla ilgili vazgeçmeniz, gelecekte gerçekleşecek her davranış için de şikâyetçi olmayacağınız anlamına gelmez. Ancak yeni başvurunun konusu gerçekten başka bir fiil mi, yoksa önceki olayın yeniden anlatımı mı, bu ayrılmalıdır. Karşı tarafın aynı kişi olması tek başına olayların da aynı olduğunu göstermez.

İki varsayımsal durumu karşılaştıralım. İlkinde, belirli bir mesaj nedeniyle şikâyetçi oluyor ve daha sonra bu şikâyetten geçerli biçimde vazgeçiyorsunuz. Aradan zaman geçtikten sonra aynı kişi size yeni bir mesaj gönderiyor. Yeni mesajın içeriği, gönderildiği tarih ve önceki olayla bağlantısı ayrıca değerlendirilir. Bu mesaj suç oluşturuyorsa ve gerekli koşullar varsa, yeni olay bakımından başvuru gündeme gelebilir. Eski şikâyetin geri alınmış olması, yeni davranışa ilişkin değerlendirmenin yerine geçmez.

İkinci durumda ise geri aldığınız şikâyete konu mesaj değişmiyor; yalnızca o eski mesajın daha net bir ekran görüntüsünü sonradan buluyorsunuz. Burada yeni bir belge edinmiş olmanız, olayın da yeni olduğu anlamına gelmez. Daha önceki fiili farklı bir delille anlatıyorsunuzdur. Belgenin yeni olmasıyla suç olduğu ileri sürülen davranışın yeniden gerçekleşmesi birbirinden farklıdır.

Bu ayrım, kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilmiş dosyalarda da önemlidir. CMK 172/2, böyle bir karardan sonra aynı fiilden kamu davası açılabilmesini, yeterli şüphe oluşturacak yeni delil elde edilmesine ve bu hususta sulh ceza hâkimliğince karar verilmesine bağlar. Ancak bu düzenleme, geçerli şekilde geri alınmış bir şikâyetin yalnızca yeni belge sunularak yeniden kazanılması anlamına gelmez. Dosyanın neden sonuçlandırıldığı belirleyicidir: Delilin yetersiz bulunmasıyla şikâyet koşulunun ortadan kalkması aynı gerekçe değildir.

Olay tarihlerini ve belgelerin sonradan edinildiği tarihleri ayrı yazmanız değerlendirmeyi kolaylaştırır. Tekrarlanan davranışların hukuken ayrı suçlar mı oluşturduğu yoksa bir bütün içinde mi ele alınacağı ise yalnız tarihlere bakılarak her dosyada aynı biçimde cevaplanamaz. Yeni başvuruyu hazırlarken somut fiili açıkça ayırmak gerekir; eski olayı yalnızca “Bu kez yeniden şikâyetçiyim” diyerek sunmak bu ayrımı sağlamaz.

Baskıyla veya anlamadan vazgeçtiğinizi söylüyorsanız

“O gün vazgeçtim ama şimdi pişmanım” demekle, “Beyanım özgür irademi yansıtmıyordu” demek aynı iddia değildir. İlkinde, o tarihte verdiğiniz bir kararı bugün değiştirmek istersiniz. İkincisinde ise önceki beyanın geçerli olup olmadığının incelenmesini gerektirebilecek bir durum ileri sürersiniz. Bu ayrım önemlidir; yine de baskı altında olduğunuzu söylemeniz, tek başına tutanağı geçersiz hale getirmez.

Bir geçerlilik sorunu olduğunu düşünüyorsanız, ne yaşandığını somut olarak açıklamanız gerekir. Kimin, ne zaman, hangi davranışla sizi etkilediği; bunun beyanınızla nasıl ilişkili olduğu önem taşır. Varsa mesajlar, olayın koşullarını bilen kişiler, ifadenin alındığı sıradaki sağlık durumuna ilişkin belgeler ve tutanağın tamamı değerlendirmeye yardımcı olabilir. Böyle bir kaydın bulunması da başvurunun kesin olarak kabul edileceği anlamına gelmez; belgenin neyi gösterdiği ayrıca incelenir.

Örneğin sonradan karşılanmayan bir beklentinizi, kendiliğinden baskı veya irade bozukluğu olarak nitelendiremezsiniz. Karşı tarafla barışacağınızı düşünmeniz ya da aranızdaki ilişkinin düzeleceğini ummanız ile tehdit altında beyanda bulunmanız farklı durumlardır. Aynı şekilde, tutanağı bugün farklı yorumlamanız, metnin o sırada iradenize aykırı düzenlendiğini tek başına kanıtlamaz.

Bu nedenle yeni bir dilekçede yalnızca “Şikâyetimi geri çektiğim için pişmanım” yazmak yerine, gerçekten bir geçerlilik sorunu ileri sürüyorsanız buna ilişkin olayları ve mevcut kayıtları hukukçuyla birlikte değerlendirin. Hangi başvuru yolunun kullanılabileceği, dosyanın aşamasına ve verilmiş kararlara bağlıdır. Somut tutanak görülmeden bir vazgeçme beyanının geçersiz olduğunu veya dosyanın mutlaka yeniden açılacağını söylemek doğru olmaz. İncelenmesi gereken, önceki kararınızı artık beğenip beğenmediğiniz değil, beyanın hukuken hangi koşullarda verildiğidir.

Dosya kapandıysa önce kararı ve tebliğ tarihini inceleyin

Dosyanın kapandığını duymanız, hangi başvuru imkânının bulunduğunu anlamak için yeterli değildir. Savcılığın kovuşturmaya yer olmadığı kararı, mahkemenin düşme hükmü ve yalnızca dosyada yer alan bir vazgeçme tutanağı farklı belgelerdir. Önce elinizde hangisinin olduğunu ve gerekçede ne yazdığını belirleyin. “Şikâyetimi yeniden başlatmak istiyorum” talebinin nasıl değerlendirileceği bu belgelere göre değişir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 172 ve 173. maddelerine göre, kovuşturmaya yer olmadığı kararında itiraz hakkı, süresi ve mercii gösterilir. Suçtan zarar gören için CMK 173/1’deki genel itiraz süresi, kararın kendisine tebliğinden itibaren iki haftadır. Bu nedenle kararın ne zaman tebliğ edildiği gözden kaçırılmamalıdır. Yeni bir şikâyet dilekçesi vermeyi, mevcut karara uygun usulle itiraz etmekle aynı işlem saymayın.

Bu iki haftalık kuralı, her mahkeme kararına ve her başvuruya aynen uygulamak da doğru değildir. Mahkemece verilmiş bir düşme hükmü varsa, o hükme ilişkin kanun yolu ve koşulları ayrıca değerlendirilir. Bir başvuru yolunun bulunması, yalnızca vazgeçtiğiniz için pişman olmanızın o başvuruyu haklı kılacağı anlamını taşımaz. Kararın gerekçesiyle itirazınızın dayanağı birbirini karşılamalıdır.

Değerlendirme için şu belgeleri bir araya getirmeniz yararlıdır:

  • İlk şikâyet dilekçeniz ve varsa sonraki ifade tutanaklarınız.
  • Şikâyetçi olmadığınızı veya vazgeçtiğinizi bildirdiğiniz tutanak ya da dilekçe.
  • Verilmiş son karar ve bu kararın size ne zaman tebliğ edildiğini gösteren kayıt.
  • Yeni olduğunu düşündüğünüz olayın tarihleri ve buna ilişkin belgeler; yalnızca eski olaya ait yeni delil varsa bu ayrımın açıklaması.

Amacınız ceza sürecini sürdürmekten çok zararınızın karşılanmasıysa, ceza şikâyetiyle tazminat haklarını da birbirinden ayırmak gerekir. TCK 73/7, kamu davasının şikâyetten vazgeçme nedeniyle düşmesi ve vazgeçerken şahsi haklardan da ayrıca vazgeçildiğinin açıklanması halinde hukuk mahkemesindeki dava bakımından sonuç düzenler. Dolayısıyla yalnız ceza şikâyetinden vazgeçmiş olmanızla, ayrıca tazminat gibi şahsi haklarınızdan vazgeçmeniz aynı değildir. Bu ayrım, ceza şikâyetini yeniden kullanabileceğiniz anlamına gelmediği gibi tazminat talebinizin mutlaka kabul edileceğini de göstermez.

Önceki beyanınızın kapsamını, dosyadaki kararı ve yeniden başvurmak istediğiniz olayı birlikte değerlendirmek için Avukat Tolga Çayırcı ile iletişime geçebilirsiniz. Bu açıklamalar genel bilgilendirme niteliğindedir; somut belgeler ve uygulanacak süreler görülmeden kişiye özel bir başvuru sonucu belirlenemez.

Benzer içerikler

Bu konuyla bağlantılı diğer hukuki yazıları da inceleyebilirsiniz.

  1. Uzlaşmayı kabul edersem suçu kabul etmiş sayılır mıyım?
  2. Polis telefonla ifadeye çağırdı, gitmezsem ne olur?
  3. Denetimli serbestlikte şehir dışına çıkmak için izin gerekir mi?
  4. Yapay Zekâyla Sesim Taklit Edilerek Dolandırıcılık Yapıldı, Ne Yapabilirim?
  5. Benim Adıma Sahte Sosyal Medya Hesabı Açıldı, Ne Yapabilirim?
  6. Okulda Akran Zorbalığına Uğrayan Çocuğun Ailesi Ne Yapabilir?
  7. Adli Kontrol Kararına Nasıl İtiraz Edilir?
  8. Tefeciden Borç Para Almak Suç mu? Borçlunun Hukuki Sorumluluğu
  9. Hakkımda asılsız suç duyurusunda bulunulursa ne yapabilirim?
  10. Sosyal medya paylaşımı nedeniyle hakaret davası açılabilir mi?