Koruyucu Aile Olan Çalışanların Ücretli İzin Hakkı

Koruyucu aile izni, yanınıza yerleştirilen çocuğun ilk günlerinde bakım ve uyumu sağlamak için işten geçici olarak ayrılmanızı düzenleyen bir haktır. 4857 sayılı İş Kanunu kapsamındaki işçilerde bu izin, çocuğun tesliminden sonra talep üzerine on gün ücretsiz olarak kullandırılır; ücretin kesilmemesi ancak işverenin iç düzenlemesi, toplu iş sözleşmesi ya da yıllık ücretli izinle mümkün olur. 657’ye tabi memurlar ve bazı sözleşmeli personelde ise aynı döneme karşılık gelen izin, izin statüsünde uygulanır; başvuru için teslim belgesi ve zamanlamanın netleştirilmesi işleri kolaylaştırır. En çok karıştırılan nokta, bu hakkın evlat edinme izniyle aynı sanılması ve talep edilmeden otomatik başlayacağı düşüncesidir.

Koruyucu aile olan işçi kaç gün izin kullanır, ücretli mi?

10 günlük izin kanunda ücretli mi ücretsiz mi?

4857 sayılı İş Kanunu kapsamındaki bir işçi, koruyucu aile olduğunda 10 gün izin kullanabilir. Bu hak, kanun metninde ücretsiz izin olarak düzenlenmiştir. Yani işçi bu 10 gün boyunca çalışmaz; kural olarak işverenin ücret ödeme zorunluluğu da doğmaz.

Burada iki pratik nokta önemlidir. Birincisi, izin kendiliğinden başlamaz. İşçinin talebi gerekir. İkincisi, bu izin “mazeret izni” gibi ücretli bir izinle karıştırılmamalıdır. Koruyucu aile izni, özellikle çocuğun ilk günlerdeki bakım ve uyum ihtiyacı için öngörülmüş, kısa süreli bir ücretsiz izindir.

Ücretli sayılabileceği istisnalar: TİS ve işyeri uygulaması

Kanun bu izni ücretsiz tanımlasa da, bazı işyerlerinde 10 günün ücretli kullandırıldığı örnekler görülebilir. Bu durum genelde üç kaynaktan doğar:

  • Toplu iş sözleşmesi (TİS): TİS, kanundaki asgari standardın üzerine çıkıp bu izni ücretli hale getirebilir.
  • Bireysel iş sözleşmesi / personel yönetmeliği: İşveren, yazılı iç düzenlemelerle ödeme yapmayı taahhüt edebilir.
  • Yerleşik işyeri uygulaması: Benzer durumda olan çalışanlara düzenli şekilde ücret ödenmişse, bu uygulama zamanla işyeri kuralına dönüşebilir.

Ayrıca tarafların anlaşmasıyla, bu dönem yıllık ücretli izin ile birleştirilerek ücret kaybı önlenebilir. Burada kritik olan, uygulamanın yazılı ve öngörülebilir olmasıdır.

İzin başlangıcı: çocuğun fiilen teslim tarihi

10 günlük sürenin başlangıcı, koruyucu aile kararının tarihi değil, çocuğun koruyucu aileye fiilen teslim edildiği tarih olarak kabul edilir. Uygulamada teslim; il müdürlüğü tutanağı, yerleştirme belgesi veya benzeri resmi evrakla ispatlanır.

Bu yüzden izin planlarken “karar çıktı” tarihine değil, çocuğun eve geldiği güne odaklanmak gerekir. İşverene yapılacak bildirimin de mümkünse teslim tarihini ve iznin hangi günler kullanılacağını net şekilde içermesi, hem bordro hem de iş planlaması açısından uyuşmazlık riskini azaltır.

7578 sayılı Kanun ile değişen izin hakkının yasal dayanağı

4857 sayılı İş Kanunu madde 74 kapsamında düzenleme

Koruyucu aile olan işçinin 10 günlük izin hakkının açık yasal dayanağı, 4857 sayılı İş Kanunu m.74 içinde yer alan düzenlemedir. Bu hak, 7578 sayılı Kanun ile 4857 m.74’e eklenen cümleyle kanun metnine girmiştir.

Eklenen hüküm, bir veya birden fazla çocuğa eşiyle birlikte ya da tek başına koruyucu aile olan işçiye, çocuğun tesliminden sonra talebi üzerine 10 gün ücretsiz izin verilmesini öngörür. Bu yönüyle hak, işçinin “isterse kullanacağı” bir izin olarak tasarlanmıştır. Otomatik başlamaz.

Pratikte önemli olan nokta şudur: Düzenleme m.74 içinde yer alsa da, koruyucu aile izni evlat edinme izni veya analık izni ile aynı içerikte değildir. Süre ve ücret rejimi farklıdır. Bu yüzden işyeri izin prosedürlerinde “koruyucu aile izni” başlığının ayrı takip edilmesi, bordro ve puantaj uygulamalarında hatayı azaltır.

Yürürlük tarihi ve uygulamaya etkisi

7578 sayılı Kanun, 1 Mayıs 2026 tarihli ve 33240 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. Kanunun kabul tarihi ise 22 Nisan 2026’dır.

Yürürlük maddesine göre, kanunun 22 ve 23. maddeleri dışında kalan hükümleri yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Dolayısıyla 4857 m.74’teki koruyucu aile izni düzenlemesi, kural olarak 1 Mayıs 2026 itibarıyla uygulanır.

Uygulamaya etkisi açısından, izin hakkının doğumu “karar tarihi” ile değil “teslim tarihi” ile bağlantılı olduğu için, teslim 1 Mayıs 2026’dan sonraysa izin talebi daha net şekilde bu hükme dayanır.

10 günlük iznin gün hesabı: takvim günü mü iş günü mü?

Hafta sonu ve resmî tatil çakışınca sayım nasıl yapılır?

Kanundaki ifade “10 gün” şeklindedir. “İş günü” ibaresi özellikle yazılmadığı için, uygulamada bu tür süreler çoğunlukla takvim günü olarak değerlendirilir. Bu durumda cumartesi, pazar ve resmî tatiller 10 günün içine dahil olur.

Örnek: Çocuk cuma günü teslim edildiyse ve izin teslim günüyle başlatıldıysa, 10 günlük süre takip eden hafta sonunu da kapsar. İşçi, 10 günün sonunda ilk iş gününde işbaşı yapar. Bu yüzden işverene verilecek dilekçede, iznin hangi tarihler arasında kullanılacağının açık yazılması önemlidir.

Şunu da ayırmak gerekir: Yıllık ücretli izin için 4857 sayılı Kanun’da hafta tatili günlerinin izinden sayılmamasına ilişkin özel bir kural vardır. Koruyucu aileye tanınan 10 günlük ücretsiz izin ise yıllık izin değildir. Bu nedenle hafta tatili ve genel tatil günlerini otomatik olarak “izin dışı” sayan açık bir düzenleme yoktur.

İzin kesintisiz mi kullanılmalı, bölünebilir mi?

Mevzuatta bu 10 günün kesintisiz kullanılacağına veya bölünebileceğine dair net bir cümle yer almaz. Ancak iznin amacı, çocuğun teslim sonrası ilk günlerinde bakım ve uyumu desteklemektir. Bu nedenle pratikte en sorunsuz yöntem, kesintisiz kullanmaktır.

Bölerek kullanmak isteniyorsa, bunu tek taraflı bir hak gibi görmek doğru olmaz. En güvenli yol, işverenle tarihleri yazılı şekilde netleştirmektir. Aksi halde işveren “10 günü tek parça kullandırma” yönünde planlama yapabilir ve ihtilaf çıkabilir.

Birden fazla çocuk yerleştirilirse süre nasıl uygulanır?

Kanun metni, “bir veya birden fazla çocuğa” koruyucu aile olunması halinde 10 gün izin verileceğini söyler. Bu ifade, aynı teslim sürecinde birden fazla çocuk yerleştirilse bile sürenin çocuk başına ayrı ayrı artmadığı, toplamda yine 10 gün olduğu şeklinde anlaşılır.

Farklı tarihlerde yeni bir çocuk daha yerleştirilirse, her “teslim” olayı yeni bir izin talebini gündeme getirebilir. Uygulamada tartışma yaşamamak için, her yerleştirmede teslim belgesine dayanarak ayrı talep yapılması ve tarihlerin net belirtilmesi yerinde olur.

Kimler koruyucu aile izninden yararlanabilir, şartlar neler?

Özel sektör işçisi için kapsam: sözleşme türü fark eder mi?

Bu izin hakkı, 4857 sayılı İş Kanunu’na tabi “işçi” için düzenlenmiştir. Yani bir işverene bağlı, iş sözleşmesiyle çalışan ve ücret karşılığı iş gören kişiler kapsam içindedir. Hüküm, “bir veya daha fazla çocuğa eşiyle birlikte veya münferit olarak koruyucu aile olan işçiye” 10 gün ücretsiz izin verileceğini söyler.

Sözleşmenin türü açısından kanunda bir ayrım yapılmadığı için, uygulamada hak genelde belirsiz süreli, belirli süreli, kısmi süreli veya deneme süreli iş sözleşmesiyle çalışan işçiler bakımından da gündeme gelir. Önemli olan “işçi” statüsünün varlığıdır.

Not: Basın İş Kanunu (5953) veya Deniz İş Kanunu (854) gibi farklı kanunlara tabi çalışma ilişkilerinde aynı hüküm doğrudan uygulanmayabilir. Böyle bir durumda izin hakkı ayrıca değerlendirilmelidir.

Her iki eş çalışansa ikisi de kullanabilir mi?

Madde metninde “eşlerden sadece biri kullanır” gibi bir sınırlama yoktur. Düzenleme, koruyucu aile olan işçiye talebi üzerine izin verilmesini öngörür.

Bu nedenle, her iki eş de 4857 kapsamında işçi ise ve koruyucu aile statüsü her iki eş adına yürütülüyorsa, her birinin kendi işvereni nezdinde ayrı ayrı talepte bulunması mümkündür. Uygulamada tereddüt yaşanmaması için, her eşin kendi işyerine teslim tarihini gösteren belgeyle yazılı başvuru yapması faydalı olur.

İzin hakkı için gereken “teslim” koşulu

İzin hakkı, koruyucu aile kararının verildiği tarihle değil, çocuğun “teslim edildiği” tarihle bağlantılıdır. Kanun, “çocuğun teslim edildiği tarihten sonra” ve “isteği üzerine” ifadeleriyle bunu açıkça kurar.

Bu yüzden izin talebinde esas alınacak tarih, çocuğun fiilen aileye yerleştirildiği gündür. Teslimi gösteren tutanak, yerleştirme belgesi veya ilgili resmi yazı, işverene sunulabilecek temel dayanak belgelerdir.

İzin talebi nasıl yapılır, işverene hangi belgeler verilir?

Yazılı talep, süre ve tarihlerin bildirilmesi

Koruyucu aile izninde en doğru yöntem, talebi yazılı yapmak ve tarihi netleştirmektir. Çünkü 4857 m.74’teki hak, “isteği üzerine” kullanılan bir izin olarak düzenlenmiştir.

İK birimine veya doğrudan işverene verilecek kısa bir dilekçe ya da kurumsal e-posta genelde yeterlidir. Metinde şu bilgiler bulunmalı:

  • Çocuğun fiilen teslim tarihi
  • İznin başlangıç ve bitiş tarihi (hangi günler kullanılacak)
  • Dayanak: “4857 sayılı İş Kanunu m.74 kapsamında 10 gün ücretsiz izin talebidir.”

Uygulamada teslim günü veya teslimi izleyen gün izin başlangıcı olarak seçilebilir. Önemli olan, tarihler üzerinde yazılı mutabakat sağlamak ve talebin bir kopyasını saklamaktır.

Sunulabilecek asgari belgeler ve KVKK hassasiyeti

İşverenin, iznin gerçekten “teslim”e dayandığını görmesi için genelde teslim tutanağı/yerleştirme belgesi benzeri resmi bir evrak yeterli olur. Bunun dışında çocuğa ilişkin gereksiz detaylar istenmesi, KVKK açısından risk doğurabilir.

Özellikle çocuğun sağlık bilgileri gibi veriler “özel nitelikli kişisel veri” sayılır ve daha sıkı koruma gerektirir. Bu nedenle, işverene verilecek belgelerde:

  • Amaçla bağlantısız alanları paylaşmamak,
  • Gerekirse bazı kısımları karartmak,
  • Belgeyi sadece yetkili İK personeline iletmek,

daha güvenli bir yaklaşımdır. KVKK’nın temel ilkelerinden biri, verinin amaçla bağlantılı, sınırlı ve ölçülü işlenmesidir.

İşverenin izin kullandırma yükümlülüğü ve planlama

Şartlar oluştuğunda ve işçi talep ettiğinde, işverenin bu 10 günlük ücretsiz izni kullandırması gerekir. Düzenlemenin dili “verilir” şeklindedir ve talebe bağlı bir hak tanımlar.

Buna karşılık işveren, işin aksamaması için planlama yapmak isteyebilir. Bu planlama, izni fiilen ortadan kaldıracak veya belirsiz bir tarihe erteleyecek şekilde olmamalıdır. En pratik yol, teslim tarihini ve izin aralığını erken bildirip, puantajda “ücretsiz izin” olarak doğru kodlanmasını sağlamaktır.

Ücretsiz izin dönemi bordro, SGK primi ve kıdeme nasıl yansır?

Ücret ve yan haklar: yemek, prim, ikramiye

Koruyucu aile için kullanılan 10 günlük izin, kural olarak ücretsiz izin olduğu için bu günlerde ücret ödenmez. Ücrete bağlı yan haklar da çoğu işyerinde “fiilen çalışılan gün” esasına göre yürür. Bu yüzden yemek ücreti/meal kart yüklemesi, servis-yol yardımı, devam primi gibi kalemler 10 gün için kesilebilir ya da azaltılabilir.

Prim ve ikramiyede tek bir standart yoktur. Bazı işyerleri primleri “aylık hedef” üzerinden, bazıları “çalışılan gün” üzerinden hesaplar. Toplu iş sözleşmesi, iş sözleşmesi veya yerleşik uygulama ne diyorsa sonuç ona göre çıkar. Bu noktada bordro açıklamasının ve ücret eki politikasının yazılı olması önemlidir.

Puantaj ve prim gün sayısı uygulaması

Ücretsiz izin günleri, puantajda ayrıca gösterilir. SGK bildiriminde de bu günler için prim ödeme gün sayısı düşer. Uygulamada işverenler, Muhtasar ve Prim Hizmet Beyannamesinde eksik günleri bildirirken genellikle “21- Diğer Ücretsiz İzin” kodunu kullanır.

Bu teknik kayıt, ileride “ben izinliydim” tartışmasını da azaltır. İşçi açısından ise e-Devlet/SGK hizmet dökümünde ilgili ayda prim gün sayısının düşmesi normaldir.

Kıdem, yıllık izin ve ihbar sürelerine etkisi

Ücretsiz izin, iş sözleşmesini bitirmez ama sözleşmeyi askıya alır. Bu nedenle bazı hesaplarda “çalışılmış süre” gibi değerlendirilmez.

  • Yıllık ücretli izin hak edişi: 4857 sayılı İş Kanunu’nda yıllık izin hesabında “çalışılmış gibi sayılan haller” sınırlı olarak sayılır. Ücretsiz izin bu listeye girmediği için, 10 günlük ücretsiz izin yıllık izin hak ediş tarihini aynı ölçüde öteleyebilir. Bu durum, özellikle 1 yıl eşiğine yakın çalışanlarda daha görünür olur.
  • Kıdem ve ihbar: Yargıtay uygulamasında, ücretsiz izin gibi askı sürelerinin kıdem tazminatına esas sürede dikkate alınmadığı değerlendirmeleri vardır. 10 gün çoğu dosyada sonucu değiştirmez. Ancak 6 ay, 18 ay, 3 yıl gibi eşiklere çok yakın fesihlerde ihbar süresi dilimini etkileyebilecek kadar kritik hale gelebilir.

Bu tür sınır durumlarda, izin yazışmalarını ve teslim tarihini gösteren evrakı dosyada tutmak ileride ispatı kolaylaştırır. Ayrıca ilgili kanun metnini Mevzuat Bilgi Sistemi’ndeki 4857 sayılı İş Kanunu üzerinden kontrol etmek faydalıdır.

Koruyucu aile izninin diğer izinlerle farkı: evlat edinme, analık, babalık

Koruyucu aile ile evlat edinme izni arasındaki ayrım

Koruyucu aile izni ile evlat edinme izni aynı şey değildir. Koruyucu ailelikte çocuk, devlet koruması altındadır ve aile yanına sosyal hizmet modeli kapsamında yerleştirilir. Evlat edinmede ise mahkeme kararıyla soybağına yakın, kalıcı bir aile ilişkisi kurulur.

Bu fark, izin süresine de yansır. Koruyucu aile olan işçiye, çocuğun tesliminden sonra talebi üzerine 10 gün ücretsiz izin verilir. Evlat edinmede ise 3 yaşını doldurmamış çocuğu evlat edinen eşlerden birine (veya evlat edinene) çocuğun aileye fiilen tesliminden itibaren 8 hafta “analık hâli izni” kullandırılır. Bu düzenlemelerin tamamı 4857 sayılı İş Kanunu m.74 içinde yer alır.

Özetle: Koruyucu aile izni kısa ve ücretsizdir. Evlat edinme izni daha uzundur ve analık izni mantığıyla kurgulanmıştır.

4857 işçi ve 657 memur için ücretli-ücretsiz farkı

4857’ye tabi işçi için koruyucu aile izni ücretsiz tanımlandığı için ücret kesintisi kuraldır. 657’ye tabi memurda ise aynı başlık “mazeret izni” sistematiği içinde yer aldığı için, genel olarak aylık (maaş) devam eder. Ancak fiili çalışmaya bağlı bazı ödemeler (örneğin bazı nöbet veya ek ödeme türleri) kurum uygulamasına göre farklı değerlendirilebilir.

Bu yüzden aynı olayda “10 gün izin” ifadesi geçse bile, işçi ile memurun bordro etkisi aynı olmayabilir.

En çok sorulanlar: devredilir mi, işten çıkarma riski, işbaşı tarihi

Koruyucu aile izni devredilen bir hak gibi düşünülmemelidir. Teslim sonrası döneme ilişkin bir ihtiyaç için tanınır. Kullanılmadığında sonraki aylara “bakiye izin” olarak taşınması yönünde açık bir sistem yoktur.

“İzin kullandım diye işten çıkarılır mıyım?” sorusunda da pratik cevap şudur: Kanundan doğan bir hakkın kullanılması tek başına fesih için sağlıklı bir gerekçe oluşturmaz. Yine de her somut olayın şartları farklıdır. Fesih olursa sürelere dikkat edilerek arabuluculuk ve dava yolları gündeme gelebilir.

İşbaşı tarihi ise genelde nettir: Talep ettiğiniz 10 günlük sürenin bitiminde, ilk iş gününde işe dönersiniz. Tarihlerin dilekçede açık yazılması, sonradan “hangi gün işbaşı” tartışmasını önler.

Benzer içerikler

Bu konuyla bağlantılı diğer hukuki yazıları da inceleyebilirsiniz.

  1. Fotoğrafım İzinsiz Reklamda Kullanıldı
  2. Influencer Paylaşımlarında Reklam Etiketi ve Ceza Riski
  3. Sahte İndirim Şikâyeti: Önce Zam Yapıp Sonra İndirim Göstermek
  4. Doğum Sonrası Part-Time Çalışma Hakkı
  5. Dijital aboneliğim haberim olmadan yenilenirse ücretini geri alabilir miyim?
  6. Babalık İzni Kaç Gün? Özel Sektörde 2026 Kuralları
  7. Özel okul yemek ve kitap paketini zorunlu tutabilir mi?
  8. ChatGPT’ye Şirket Bilgisi Yüklemek İşten Çıkarma Sebebi mi?
  9. Yenilenmiş telefon arızalı çıkarsa para iadesi isteyebilir miyim?
  10. Yetkili servis sandığım yer sahte çıktıysa ne yapabilirim?