Şirketiniz için aylık avukat tutmak, hukuki desteği belli bir kapsam ve ücretle sürekli erişilebilir hale getirirken; gerektiğinde danışmak, ihtiyaç doğduğunda saatlik ya da iş bazlı destek alma yaklaşımıdır. Hangisinin mantıklı olduğu, ayda kaç sözleşme imzaladığınıza, çalışan sayınıza, alacak tahsilatı ve uyuşmazlık sıklığına ve düzenlemelere maruz kaldığınız risk düzeyine bağlıdır. Sürekli model, sözleşme inceleme, ihtarname hazırlığı, iş hukuku soruları ve KVKK gibi uyum işlerinde hız ve bütçe öngörülebilirliği sağlar; talep üzerine model ise seyrek ihtiyaçta maliyeti kontrol eder ama gecikme ve dosyanızı tanımayan bir gözle ilerleme riskini artırabilir. Kararı çoğu zaman ücret değil, sözleşmede kapsam, yan işler (dava, icra, arabuluculuk) ve yanıt süresi net yazılmadığında ortaya çıkan görünmez maliyet belirler.
60 saniyede karar: hangi çalışma modeli daha uygun?
Avukat bulundurma zorunluluğu var mı?
Önce “tercih” mi yoksa “yükümlülük” mü olduğuna bakın. 2026 itibarıyla, belirli bir eşiğin üzerindeki anonim şirketler ve üye sayısı yüksek yapı kooperatifleri için sözleşmeli avukat bulundurma zorunluluğu doğabilir. Bu durumda “gerektiğinde danışmak” modeli tek başına yeterli kalmaz. En azından sürekli bir avukatlık sözleşmesi kurgulamanız gerekir. Zorunluluğa uyulmaması halinde, her ay için idari para cezası riski de vardır. Metnin dayanağı Avukatlık Kanunu içinde yer alır.
Anonim şirkette eşik hesabı pratikte, Türk Ticaret Kanunu’ndaki asgari esas sermaye tutarının güncellenmesine bağlıdır. 1 Ocak 2024’ten beri asgari sermaye artırıldığı için eşik de yükselmiştir. Güncel asgari tutarlar için Ticaret Bakanlığı duyurusu iyi bir kontrol noktasıdır.
İş yükü düzenli mi, ara sıra mı?
Ayda birkaç kez sözleşme gönderiyor, teklif metni revize ediyor, tahsilat için ihtarname çıkarıyor veya işçi süreçlerinde sık soru alıyorsanız aylık sürekli avukatlık daha mantıklıdır. Çünkü iş “bir kere bakıp çıkma” değil, tekrar eden bir akıştır. Avukat şirketinizi tanıdıkça hız artar, aynı konuda çelişkili görüş riski azalır.
Hukuki iş yükünüz yılda birkaç kez ortaya çıkıyorsa, gerektiğinde danışma daha verimli olabilir. Burada kritik nokta, her iş geldiğinde sıfırdan anlatma ve doküman toplama maliyetini de hesaba katmaktır.
Risk ve hız ihtiyacı yüksek mi?
Operasyonunuz hızlıysa (satış, kampanya, tedarik, bayi, e-ticaret), “geç yanıt” doğrudan para kaybettirir. Ayrıca KVKK, iş hukuku, tüketici uyuşmazlıkları, marka kullanımı gibi alanlarda küçük bir hata büyüyebilir. Bu tip şirketlerde yanıt süresi ve proaktif risk yönetimi için aylık danışmanlık genelde daha güvenlidir.
Risk düşük, işlemler standart ve hız baskısı azsa, net bir kapsamla gerektiğinde danışma modeli iş görebilir. Burada hedef, “en ucuz” değil, “en az sürpriz maliyet” olmalıdır.
Şirketler için avukat bulundurma zorunluluğu hangi hallerde doğar?
Hangi şirket türleri kapsamda olabilir?
“Avukat bulundurma zorunluluğu” genelde tüm şirketleri kapsayan bir kural değildir. Uygulamada yükümlülük, belirli büyüklüğe ulaşmış anonim şirketler ile üye sayısı belirli bir seviyeyi geçen yapı kooperatifleri için gündeme gelir. Dayanak, Avukatlık Kanunu m.35 içindeki hükümlerdir.
Limited şirket, şahıs şirketi (kollektif, komandit) gibi yapılarda “AŞ’lere özgü” bu eşik üzerinden doğan zorunluluk kural olarak aranmaz. Yine de şirketiniz grup yapısı içindeyse veya AŞ’ye dönüşüm planlıyorsanız, yükümlülüğü önceden masaya koymak faydalıdır.
Sermaye eşiği ve güncel uygulama mantığı
Kanundaki mantık basittir: Türk Ticaret Kanunu’ndaki asgari esas sermaye tutarının 5 katı veya daha fazlasına sahip anonim şirketler, sözleşmeli avukat bulundurmak zorundadır.
Bu yüzden “eşik” her zaman sabit bir rakam gibi düşünülmemelidir. Örneğin, 1 Ocak 2024 itibarıyla anonim şirketlerde asgari sermaye 50.000 TL’den 250.000 TL’ye çıkarıldı. Kayıtlı sermaye sistemini kabul eden halka açık olmayan AŞ’lerde ise başlangıç sermayesi en az 500.000 TL olarak düzenlendi.
Pratikte birçok şirket için 5 kat hesabı 1.250.000 TL bandını işaret eder. Kayıtlı sermaye sisteminde yorum ve hesaplama detayları değişebileceği için, sermaye yapınıza göre ayrıca kontrol etmek gerekir.
Uyulmaması halinde yaptırımlar ve denetim
Zorunluluk doğduğu halde sözleşmeli avukat tayin edilmezse, her ay için ayrı ayrı idari para cezası uygulanır. Ceza, suç tarihinde yürürlükte olan brüt asgari ücretin iki aylık tutarı üzerinden hesaplanır ve karar merci Cumhuriyet savcılığıdır.
Denetim tarafında ise uygulamada baroların bilgilendirme ve tespit çalışmalarıyla süreçler tetiklenebilir. Ayrıca şirketin kendi iç denetimi ve bağımsız denetim süreçlerinde de bu yükümlülük “uyum kalemi” olarak gündeme gelebilir. Zorunluluk kapsamına giriyorsanız, sadece “bir avukatla tanışık olmak” değil, yazılı ve süreklilik taşıyan bir sözleşme kurgulamak önemlidir.
Aylık sürekli avukatlık ile gerektiğinde danışma karşılaştırması
Maliyet öngörülebilirliği ve bütçe kontrolü
Aylık sürekli avukatlıkta (retainer) şirket, belirli bir kapsam için sabit bir aylık ücretle ilerler. Bu, özellikle sözleşme inceleme, ihtarname taslakları, kısa danışma görüşmeleri ve rutin uyum işleri gibi tekrar eden konularda bütçe planlamasını kolaylaştırır. Ancak kapsam net değilse “pakete dahil mi, ek mi?” tartışması çıkar. Bu yüzden saat limiti, iş türleri ve ek hizmet birim fiyatları baştan yazılmalıdır.
Gerektiğinde danışma modelinde ise maliyet, iş çıktıkça oluşur. Hukuki ihtiyaç gerçekten seyrekse avantajlıdır. Fakat yoğun bir dönemde arka arkaya gelen sözleşmeler, çalışan süreçleri veya tahsilat işleri toplam maliyeti yükseltebilir. Ayrıca her yeni işte dosyayı anlatma, evrak toplama ve bağlam kurma için içeride harcanan zaman da görünmez bir maliyettir.
Yanıt süresi ve erişilebilirlik
Sürekli modelin en güçlü yanı, yanıt süresi beklentisinin düzenli hale gelmesidir. Şirket içi ekip “acil mi, değil mi?” ayrımını daha doğru yapar. Avukat da operasyonun ritmini bildiği için daha hızlı ve daha az turla sonuç alınır.
Gerektiğinde danışmada erişilebilirlik, avukatın iş yüküne ve sizin öncelik seviyenize bağlı kalır. Tek seferlik bir konuda bu sorun olmayabilir. Ama satış kapanışı, ihale teslimi, tedarik krizi gibi zaman baskılı işlerde gecikme, iş kaybına dönüşebilir.
Kurumsal hafıza, tutarlılık ve risk yönetimi
Aylık sürekli avukatlık, şirkette bir kurumsal hukuki hafıza oluşturur. Sözleşme diliniz standardize olur, aynı riskler tekrar tekrar kaçmaz. KVKK, iş hukuku, ticari alacak, tüketici şikayetleri gibi alanlarda “reaktif” değil, daha proaktif bir çizgi yakalanır.
Gerektiğinde danışmada ise farklı zamanlarda farklı avukatlarla çalışılırsa yaklaşım parçalanabilir. Benzer konuda farklı öneriler gelmesi, içeride karar almayı zorlaştırır. Bu nedenle bu modeli seçecekseniz, mümkün olduğunca aynı avukatla devam etmek ve temel dokümanları (şablon sözleşmeler, politika metinleri, süreç notları) güncel tutmak kritik olur.
Gerektikçe danışmanlık modelinin pratik kör noktaları
Süre kaçırma ve reaktif hareket etme
Gerektikçe danışmanlıkta en sık görülen sorun, hukuki ihtiyacın “yangın” olana kadar görünmemesidir. Şirket içinde sözleşme riski, çalışanla gerilim, marka kullanımı, ihtarname hazırlığı veya KVKK şikayeti gibi konular genelde geç fark edilir. Avukata geç gidildiğinde de seçenekler azalır.
Türkiye’de birçok süreçte süreler kısadır ve kaçırıldığında telafisi zorlaşır. Örneğin bir tebligata itiraz, arabuluculuk çağrısı, işe iade ve işçilik alacaklarıyla ilgili adımlar, icra takiplerine ilişkin itirazlar gibi başlıklarda “yarın bakarız” yaklaşımı pahalıya patlayabilir. Bu modelde güvenli kalmak için, içeride temel bir kontrol listesi ve “hangi evrak gelince aynı gün avukata gidecek?” kuralı şarttır.
Farklı avukatlarla parçalı yaklaşım riski
Gerektikçe danışma, pratikte farklı işlerde farklı avukatlara dağılmaya çok açıktır. Bir sözleşme için başka, bir iş hukuku problemi için başka, tahsilat için başka kişiyle çalışıldığında dosya bütünlüğü kaybolur. Aynı ticari ilişki farklı parçalardan değerlendirildiği için, bir tarafta verilen tavsiye diğer tarafta riski artırabilir.
Parçalı yaklaşımın bir diğer etkisi de dil ve standart tutarsızlığıdır. Sözleşme şablonları her seferinde farklı üslupla güncellenir. Şirket tarafında “bizim standart maddemiz hangisiydi?” sorusu sıklaşır. Bu da müzakere gücünü düşürür ve hata riskini artırır.
İç ekip zaman kaybı ve fırsat maliyeti
Gerektikçe danışma modelinde, hukuk desteği “dışarıdan çağrılan bir servis” gibi çalıştığı için iç ekip daha fazla koordinasyon yükü taşır. Her seferinde bağlam anlatmak, e-postaları derlemek, eski yazışmaları bulmak, sözleşme geçmişini çıkarmak zaman alır. Bu yük çoğu zaman satış, finans veya operasyon ekibinin üzerinden akar.
Buradaki fırsat maliyeti nettir: İç ekip aynı zamanı müşteri kazanımı, tedarik optimizasyonu, ürün geliştirme gibi gelir üreten işlere ayıramaz. Hukuk işi seyrekse bu yük kabul edilebilir. Ama iş yükü büyüdüğünde, “avukata para vermemek” aslında şirket içinde daha pahalı bir zaman kaybına dönüşebilir.
Hangi durumlarda aylık danışmanlık daha mantıklı olur?
Sık sözleşme döngüsü ve satış operasyonu
Satış ekibiniz düzenli olarak teklif, çerçeve sözleşme, hizmet sözleşmesi, bayi sözleşmesi veya tedarik sözleşmesi çeviriyorsa aylık danışmanlık genelde daha mantıklıdır. Çünkü sorun “bir sözleşmeyi kontrol etmek” değil, her hafta değişen ticari koşullara rağmen aynı risk standardını korumaktır.
Bu model, sözleşme şablonlarınızı standartlaştırmayı da kolaylaştırır. Avukat, hangi maddelerin kırmızı çizgi olduğunu bilir. Satış ekibi de pazarlıkta nereye kadar esneyebileceğini öğrenir. Sonuçta hem kapanış hızınız artar hem de sonradan doğan alacak, ceza şartı, ayıp, gecikme, sorumluluk sınırlaması gibi ihtilafların sayısı azalır.
Personel süreçleri ve ihtilaf ihtimali
İnsan kaynakları gündemi yoğun olan şirketlerde aylık danışmanlık ciddi bir sigorta işlevi görür. İşe giriş-çıkış süreçleri, performans yönetimi, disiplin uygulamaları, ücret ve yan hak değişiklikleri, uzaktan çalışma düzeni, fazla mesai ve izin kayıtları gibi konular “küçük yanlışlarla” büyüyebilir.
Özellikle çalışan sayısı arttıkça aynı konuda farklı uygulamalar oluşur. Aylık danışmanlıkta amaç, her olayı dava çıktıktan sonra savunmak değil; süreçleri baştan doğru kurmaktır. Böylece fesih öncesi yazışma dili, tutanakların düzeni, savunma isteme pratikleri ve arabuluculuk hazırlığı daha tutarlı yürür.
Düzenli ihtar, tahsilat ve uyuşmazlık yönetimi
Müşterilerden veya bayilerden alacakların geciktiği bir iş modeliniz varsa, tahsilatın ritmi hukuk desteğiyle birlikte kurulur. Aylık danışmanlık, “bir kere icraya verelim” yaklaşımından daha sistemli bir çizgi sağlar: önce doğru ihtar metni, sonra ödeme planı, teminat değerlendirmesi, gerekiyorsa icra ve dava stratejisi.
Ayrıca uyuşmazlık yönetiminde hız kritiktir. İhtarname, cevapname, ihtiyati haciz gibi seçenekler doğru zamanda değerlendirilirse pazarlık gücü yükselir. Düzenli uyuşmazlık yaşayan şirketlerde aylık danışmanlık, hem dosyaların dağılmasını önler hem de yönetim ekibinin her seferinde “nereden başlayacağız?” stresini azaltır.
Hibrit modeller: düşük aylık paket + ek iş bazlı destek
Saat kotası ve onaylı ek hizmet kurgusu
Hibrit model, “her ay sabit bir taban destek” ile “yoğun iş geldiğinde ek bütçe”yi birleştirir. En pratik kurgu, aylık pakete bir saat kotası tanımlamak ve bu kotanın hangi işlere harcanacağını netleştirmektir. Örneğin kısa danışmalar, standart sözleşme revizeleri ve basit ihtar taslakları pakete dahil; dava, icra, kapsamlı sözleşme yazımı veya KVKK uyum dokümantasyonu ise ek iş olarak konumlanabilir.
Ek hizmetlerde kritik nokta, ücretin “sonradan sürpriz” olmamasıdır. Onay mekanizması yazılı olmalı: Ek işe başlamadan önce kısa bir iş tanımı ve tahmini saat veya sabit ücret teklifi sunulur, şirket onaylar, sonra iş başlar.
Proje bazlı sözleşme inceleme dönemleri
Birçok şirkette sözleşme trafiği dönemsel artar. Örneğin yeni bayi ağı, büyük müşteri kapanışları, tedarikçi konsolidasyonu veya yatırım süreci. Hibrit modelde bu dönemler için 2-4 haftalık proje bazlı inceleme planlamak işe yarar. Böylece rutin aylar düşük paketle yürür, yoğun haftalarda ek proje bütçesi devreye girer.
Bu yaklaşımın avantajı, hem satış hızını koruması hem de sözleşme dilini tek elde standardize etmesidir. Şirket tarafı da “bu ay neden çok fatura geldi?” sorusunu daha az yaşar.
SLA ve çalışma düzeni: yanıt süresi, kanallar, yetkiler
Hibrit modelde en çok sorun, beklentinin belirsiz kalmasıdır. Bu yüzden basit bir SLA tanımlayın: Normal ve acil işler için yanıt süresi, hangi kanaldan iletişim kurulacağı (e-posta, WhatsApp, Teams), toplantı sıklığı ve kimlerin talep açabileceği açık yazsın.
Ayrıca “kim onay verir?” konusu net değilse süreç yavaşlar. Satış, İK ve finans gibi ekiplerin hangi limitlerde kendi başına ilerleyebileceği, hangi eşiklerde yönetim onayı gerekeceği baştan belirlenmelidir.
Doküman akışı ve onay süreçleri
Doküman akışını basitleştirin. Tek bir sözleşme şablonu klasörü, versiyon numarası, değişiklik takibi ve imza öncesi son kontrol adımı olsun. Avukata giden her işte minimum set aynı kalsın: karşı taraf taslağı, ticari şartlar, riskli görülen maddeler ve istenen teslim tarihi.
Onay sürecinde de tek bir “son karar” noktası belirlemek işleri hızlandırır. Avukat hukuki riskleri ve seçenekleri yazar, şirket iş tarafı ticari önceliği seçer, son metin tek elde kapanır. Bu düzen, hibrit modelin dağılmasını engeller.
Avukatla çalışmayı netleştiren sözleşme ve seçim kriterleri
Sözleşmede kritik maddeler: kapsam, raporlama, gizlilik
Aylık danışmanlıkta sorun çoğu zaman “avukat iyi mi?” değil, sözleşme kapsamı belirsiz mi? sorusundan çıkar. İyi bir avukatlık sözleşmesi, paketin sınırlarını günlük hayatta tartışmaya yer bırakmayacak şekilde yazar.
Şunlar net olmalı:
- Kapsam: Sözleşme inceleme, yazılı görüş, ihtarname, toplantı katılımı, müzakere desteği dahil mi? Dava, icra, arabuluculuk, marka tescili, KVKK uyum dokümanları gibi işler hariç mi, ek mi?
- Ücret ve ek işler: Saat kotası varsa devri, aşım ücreti, “ek iş” onayı ve faturalama kuralı.
- Raporlama: Ay içinde hangi işler yapıldı, açık riskler neler, hangi aksiyonlar bekleniyor? Kısa bir aylık özet bile ciddi fark yaratır.
- Gizlilik ve veri: Sır saklama yükümlülüğü, doküman saklama süresi, kişisel verilerin kimlerle paylaşılabileceği.
Ücret tarafında, en azından “taban” beklentiyi doğru kurmak için güncel Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi mantığını bilmek faydalıdır.
Çatışma kontrolü ve sektör deneyimi
Çalışacağınız avukatın, sizinle aynı anda karşı tarafla veya doğrudan rakiplerle çalışması bazı dosyalarda ciddi problem yaratır. Bu yüzden ilk görüşmede çatışma kontrolü isteyin. Hangi şirketlerle çalıştığını detaylandırması gerekmeyebilir, ama “bu işte çıkar çatışması var mı?” sorusuna net yanıt vermelidir.
Sektör deneyimi ise hız ve doğruluk getirir. Örneğin SaaS sözleşmesi ile inşaat taşeron sözleşmesinin risk dili aynı değildir. Deneyimi “kaç yıldır avukat?” yerine, “benim işimde en çok hangi uyuşmazlık çıkıyor ve bunu nasıl önlersin?” sorusuyla test edin.
Vekalet ve yetkilendirme pratikleri
Vekaletnameyi her iş için otomatik çıkarmayın. Önce şunu belirleyin: Avukat sadece danışman mı, yoksa icra, dava, arabuluculuk gibi süreçlerde aktif takip de yapacak mı? Yetki gerekiyorsa, vekaletnameyi amaçla sınırlı ve şirket içi imza sirkülerine uygun şekilde kurgulayın.
Şirket içinde de bir yetki matrisi kurun. Kimler avukata talep açabilir, kimler “son onay” verebilir, hangi tutar üstünde yönetim onayı gerekir? Bu net olursa hem hız artar hem de “yanlışlıkla bağlayıcı taahhüt” riski düşer.

