Satış talebi süresi kaçırıldığında, İİK m.110 gereği ilgili mal üzerindeki haciz kendiliğinden kalkar. Bu süre, haczin fiilen uygulandığı tarihten itibaren işler; kural olarak bir yıl içinde satış talebi yapılmalı ve kıymet takdiri ile satış giderleri peşin yatırılmalıdır (İİK m.106). Süre dolarsa dosya kapanmaz, sadece o malın haczi düşer; alacaklı aynı takipte yeniden haciz isteyebilir ama yeni haciz eski sırayı korumaz. En sık hata, satış avansı yatırmayı satış talebi sanmak veya satışın durduğu dönemlerde sürenin otomatik uzadığını varsaymaktır.
Satış talebi süresi kaç gün ay yıl ve nereden başlar?
İİK 106 kapsamındaki temel süreler
İcra dosyasında “satış talebi süresi” denince, kural olarak İİK m.106’daki süre anlaşılır. 7343 sayılı değişikliklerle birlikte, alacaklı veya borçlu hacizden itibaren 1 yıl içinde haczedilen malın satışını isteyebilir.
Bu 1 yıllık süre, bugün uygulamada en kritik eşiktir. Çünkü süre içinde satış istenmezse, İİK m.110 devreye girer ve ilgili mal üzerindeki haciz kalkar.
Yeni sistemde ayrıca şu pratik ayrıntı önemlidir: 1 yıllık süre içinde satış istenmiş olmasına rağmen açık artırmada satış gerçekleşmezse, satış isteyen alacaklı bakımından satış isteme süresi ilk sürenin bitiminden itibaren 1 yıl daha uzar.
Haciz tarihi mi kesin haciz mi başlangıç olur?
Başlangıç noktası, “takip tarihi” değil, haciz tarihidir. Yani süre, haciz işleminin fiilen uygulandığı andan itibaren işlemeye başlar.
“Kesin haciz” tartışması daha çok ihtiyati haciz bulunan dosyalarda çıkar. İhtiyati haciz, şartları oluştuğunda kesin hacze dönüşür. Satış isteme süresinin de, genel kabul gören yaklaşımla, kesin hacze dönüşümden sonra anlamlı şekilde işlemeye başladığı kabul edilir.
30.11.2021 öncesi ve sonrası geçiş kuralı
7343 sayılı Kanun 30.11.2021 tarihinde Resmî Gazete’de yayımlandı. Ancak satış hükümleri bakımından “önce-sonra” ayrımı, her zaman sadece bu tarihe bakılarak yapılmaz.
İİK’ya eklenen Geçici Madde 18, 106 ve 110 gibi maddelerin Adalet Bakanlığınca belirlenen il/ilçelerde “geçiş tarihi” itibarıyla uygulanacağını söyler. Bu kapsamda:
- Geçiş tarihinden sonra haczedilen mallara yeni hükümler uygulanır.
- Geçiş tarihinden önce haczedilen mallarda ise, değişiklik öncesi süreler ve kurallar uygulanmaya devam eder.
Bu yüzden doğru kontrol, “dosya ne zaman açıldı?” değil; haciz hangi tarihte konuldu ve o yerde geçiş tarihi neydi? sorularıyla yapılır.
Süre geçirilince haciz düşmesi hangi hallerde kendiliğinden olur?
İİK 110 uyarınca haczin kalkması ne demek?
İİK m.110’daki “haczin kalkması”, o mala konan haczin kanun gereği kendiliğinden sona ermesi demektir. Yani ayrıca “haczi kaldırma kararı” verilmesi şart değildir. Haciz, şartlar oluştuğu anda hukuken düşmüş sayılır.
Bu kendiliğinden sonuç, pratikte üç tip durumda karşınıza çıkar:
- Kanuni süre içinde satış istenmemesi: İİK m.106’daki satış talebi süresi (kural olarak hacizden itibaren 1 yıl) içinde satış talebi yapılmazsa, o mal üzerindeki haciz kalkar.
- Giderlerin 15 gün içinde yatırılmaması: İcra müdürlüğü satış işlemleri için gider yatırılmasına karar verir ve verilen 15 günlük süre içinde gerekli giderler depo edilmezse haciz kalkar.
- Satış talebinin geri alınıp süresinde yenilenmemesi: Satış talebi geri alındıktan sonra kanuni süre içinde yenilenmezse, yine haciz kalkar.
“Kendiliğinden” olmasına rağmen, tapu, araç sicili veya banka nezdindeki kayıtların temizlenmesi için çoğu zaman dosyada ayrıca terkin işlemi yürütmek gerekir. Bu konuda Adalet Bakanlığı İcra İşleri Dairesi’nin Satış İsteme Süresi bilgilendirmesi genel çerçeveyi net şekilde özetler.
Borç biter mi yoksa sadece o haciz mi kalkar?
Süre kaçırılınca borç bitmez. Takip dosyası da otomatik olarak kapanmaz. Sonuç, yalnızca o mal üzerindeki haczin düşmesidir.
Bu yüzden alacaklı, aynı dosyada başka mallara haciz koydurabilir veya aynı mala yeniden haciz isteyebilir. Ancak yeniden haciz konulursa, genellikle eski haczin sağladığı sıra ve öncelik korunmaz. Borçlu açısından da önemli fark şudur: Haciz kalksa bile, dosyada faiz ve fer’iler işlemeye devam edebilir; borçlunun temel hedefi çoğu zaman “haczi düşürmek” değil, borcu tamamen kapatmak veya takipte hukuka uygun bir çözüm üretmektir.
Satış talebi mi satış avansı mı süreyi kurtarır?
Satış talebinin geçerli sayılması için gerekenler
Uygulamada en sık karıştırılan nokta şu: Süreyi kurtaran şey, tek başına “dosyaya para yatırmak” değil, usulüne uygun satış talebi ve bu taleple bağlantılı giderlerin peşin yatırılmasıdır. İİK m.106’ya göre satış, hacizden itibaren bir yıl içinde istenir; ayrıca satış talebiyle birlikte kıymet takdiri ve satış giderlerinin tamamının peşin yatırılması zorunludur.
Özellikle sicile kayıtlı motorlu kara araçlarında kural daha sıkıdır: muhafaza, kıymet takdiri ve satış talebinin birlikte yapılması ve bunlara ilişkin giderlerin birlikte, peşin yatırılması aranır.
Daha da kritik bir yaptırım var: Gerekli giderler satış talebiyle birlikte yatırılmazsa satış talebi “vaki olmamış sayılır”. Yani dilekçe verilmiş olsa bile, masraf eksikse kağıt üzerinde satış istenmemiş kabul edilebilir. Satış işlemleri sırasında yatırılan tutarın yetmediği anlaşılırsa icra müdürlüğü 15 gün süre verir; eksik tamamlanmazsa yine talep vaki olmamış sayılır.
Pratik kontrol listesi basittir: Dosyada satış talebi (talep kaydı) görünmeli ve aynı tarihlerde satış giderleri, kıymet takdiri gibi kalemler dosyaya yatırılmış olmalıdır. Satış giderlerine ilişkin idari çerçeveyi Satış Giderleri Tarifesinin Uygulanması yazısı da açıkça özetler.
Avans yatırıldı ama talep yoksa ne olur?
Sadece “satış avansı” yatırıp dosyada açık bir satış talebi oluşturmamak, çoğu dosyada süre açısından güvenli değildir. Çünkü kanun, satış talebini ve giderleri birlikte düşünür; gider yatırmak, tek başına “satış istedim” anlamına gelecek şekilde otomatik bir mekanizma yaratmaz.
Bu risk yüzünden en sağlıklı yöntem şudur: Avans yatırdıysanız, aynı gün veya hemen sonrasında icra dosyasına açık bir satış talebi verin. Ödemenin “satış gideri/avansı” olarak dosyada doğru kaleme işlendiğini de UYAP ekranından ve dosya işlem fişinden kontrol edin. Aksi halde para dosyada durur, ama satış talebi süresi işlemeye devam edebilir.
Süre etkilenir mi: itiraz, dava, tedbir, taksit ve bekleyen işlemler
Ne süreyi durdurur ne durdurmaz?
Satış talebi süresi “kendiliğinden” durmaz. Dosyada bir itiraz, şikayet ya da dava açılmış olması tek başına sizi korumaz. Haciz konulduktan sonra süre, kural olarak işlemeye devam eder. Bu yüzden “dava var, satış süresi zaten bekler” düşüncesi çoğu dosyada hatalı sonuç doğurur.
Süreyi fiilen etkileyen haller daha sınırlıdır:
- Satış talebi yapılması: Satış talebi yapıldığında, kalan satış isteme süresi durur. İhale yapılamazsa veya iptal olursa, bu süre tutanak tarihinden itibaren kaldığı yerden yeniden işlemeye başlar. Bu mantığın uygulamadaki özetini Adalet Bakanlığı İcra İşleri Dairesi’nin Satış İsteme Süresi yazısında net görürsünüz.
- Takibin veya satışın durdurulmasına yönelik kararlar: “İcranın geri bırakılması (tehiri icra)”, “satışın durdurulması” veya tedbir niteliğindeki kararlar, kararın kapsamına göre satış aşamasını kilitleyebilir. Böyle bir karar yoksa, sadece istinaf, temyiz, menfi tespit davası gibi süreçler otomatik olarak süreyi durdurmaz.
- Taksit anlaşması: Borç taksitlendirildiyse ve bu taksit sözleşmesi icra dairesinde usulüne uygun şekilde kurulduysa, sözleşme devam ettiği sürece satış isteme süreleri işlemez. Taksit bozulursa, süreler kaldığı yerden işlemeye devam eder.
Satış istenmişken kıymet takdiri kesinleşmezse haciz düşer mi?
Satış talebi süresinde yapılmışsa, kıymet takdirinin geç yapılması veya kıymet takdirine itiraz nedeniyle henüz kesinleşmemesi kural olarak haczi düşürmez. Çünkü satış talebi, kıymet takdiri kesinleşmesini beklemeden de yapılabilir. Asıl risk, “kıymet takdiri bekleniyor” diyerek satış talebini geciktirmektir. Bu durumda süre dolarsa haciz düşebilir. Bir diğer risk de masrafların eksik yatırılmasıdır. Masraf tamamlanmadığı için satış talebi “vaki olmamış sayılırsa”, sanki hiç satış istenmemiş gibi süre işlemeye devam eder.
Süre geçtiyse haczin kaldırılması için icra müdürlüğüne talep ve şikayet yolu
İcra müdürlüğünden haczin kaldırılmasını isteme
Satış talebi süresi geçip İİK m.110 şartları oluştuysa, ilk adım icra dosyasına kısa bir dilekçe vermektir. Dilekçede “haczin kalktığının tespiti” ile birlikte, haczin konulduğu mal türüne göre “haciz fekki ve terkin müzekkeresi düzenlenmesi” açıkça istenir. Dayanak olarak İİK m.110 gösterilir.
Uygulamada en çok şu iki nokta gözden kaçıyor: Birincisi, haczin düştüğünü söylemek yetmez. Haczin hangi tarihte konulduğunu ve satış talebinin süresinde yapılıp yapılmadığını dosya üzerinden somutlaştırmak gerekir. İkincisi, haciz “kendiliğinden kalksa” bile, tapu, trafik tescil veya banka kayıtlarının temizlenmesi için çoğu zaman icra dairesinin yazışma yapması gerekir. Bu çerçeve, Adalet Bakanlığı İcra İşleri Dairesi’nin 7343 sayılı Kanunun Geçici 18. Maddesinin Uygulanması yazısında da net şekilde görülür.
İcra mahkemesine şikayet ne zaman gündeme gelir?
İcra müdürlüğü talebinizi reddederse veya hiç işlem yapmazsa, denetim yolu şikayettir (İİK m.16). Kural olarak şikayet, işlemin öğrenilmesinden itibaren 7 gün içinde yapılır. Ancak “bir hakkın yerine getirilmemesi” veya “sebepsiz sürüncemede bırakma” hallerinde şikayet her zaman yapılabilir. Bu ayrım, karar metinlerinde de açık şekilde yer alır. (uyusmazlik.gov.tr kararı)
Şikayette genelde talep şudur: Haczin İİK m.110 gereği kalktığının tespiti, icra müdürlüğü işleminin iptali veya yapılmayan işlemin yapılmasının emri.
Tapu ve araç sicilinde terkin işlemi nasıl yürür?
Taşınmaz haczinde tapu kaydındaki haciz şerhi, çoğu zaman icra dairesinin tapuya yazdığı “fek/terkin” yazısı ile kaldırılır. Araçlarda da trafik tescil bakımından benzer bir süreç işler. İİK m.110’daki düzenleme, resmi sicile kayıtlı mallarda icra dairesiyle yapılacak yazışmalar sonucunda haczin kalktığı tespit edilirse, sicili tutan idarenin haciz şerhini terkin edip icra dairesine bildireceğini söyler.
Pratikte hedef, doğru muhataba doğru yazının gitmesidir: Tapu müdürlüğü veya trafik tescil, çoğu dosyada icra dairesinden gelen yazıyı arar. Bu yüzden “haciz düştü” tespiti kadar, terkin müzekkeresi talebi de dilekçede mutlaka yer almalıdır.
Haczin düşmesini kimler ileri sürebilir: borçlu, üçüncü kişi, alacaklı
Borçlunun başvurabileceği yollar
Satış talebi süresi kaçırıldığında haczin kalkması, borçlu açısından en sık gündeme gelen sonuçtur. Borçlu, icra dosyasına dilekçe vererek İİK m.110 kapsamında haczin düştüğünün tespitini ve ilgili mal üzerindeki haczin kaldırılmasını isteyebilir. İcra müdürlüğü talebi reddederse veya işlem yapmazsa, borçlu “memur muamelesini şikayet” yoluna gidebilir. Bu başvuruda tartışma genelde şudur: Satış gerçekten süresinde istendi mi, masraflar tamam mı, satış talebi vaki olmuş sayılıyor mu?
Pratikte borçlu için en doğru yaklaşım, “süre geçti” demekle yetinmemektir. Haciz tarihi, satış talebi tarihi ve yatırılan giderlerin kalem kalem dökümü, talebin dayanağını güçlendirir.
Üçüncü kişinin menfaat iddiası ve uygulama
“Haciz düştü” iddiasını sadece borçlu ileri süremez. Hukuki menfaati olan üçüncü kişiler de bu sonucu ileri sürebilir. Yargıtay uygulamasında, hacizli taşınmazı borçludan satın alan yeni malik gibi kişilerin, İİK 106-110 kapsamında haczin düştüğünü ileri sürerek şikayet yoluna başvurabileceği kabul edilir.
Üçüncü kişiler açısından iki pratik senaryo öne çıkar:
- Taşınmaz/araç satın alan kişi: Satın aldığı malın üzerinde “eski dosyadan kalma” haciz şerhi varsa, satış talebi süresi geçmişse haczin kaldırılmasını talep edebilir.
- Alacaklı da başvurabilir mi? Evet, bazı dosyalarda alacaklı da İİK 106-110’a dayanarak haczin kaldırılmasını talep edebilir. Özellikle yanlış bir harç/masraf çıkarılması veya sistemde hatalı bir kayıt gibi durumlarda, alacaklı tarafından yapılan şikayetlerin kabul edildiği kararlar vardır.
Özetle, belirleyici olan sıfat değil; ilgili kişinin haczin devamından veya sicilde kalmasından doğrudan etkilenmesidir.
Mal türüne göre süre ve sonuçlar: taşınır, taşınmaz, araç, banka hesabı, rehin
Taşınmaz haczinde satış talebi süresi
Taşınmaz haczinde satış talebi süresi, haciz tarihinden itibaren 1 yıldır. Bu süre içinde satış talebi yapılmazsa İİK m.110 uyarınca taşınmaz üzerindeki haciz düşer. Tapudaki haciz şerhi genelde “bildirici” kabul edildiği için, şerhin sicilden silinmesi ayrıca terkin yazışması gerektirse de, hukuken haciz zaten kalkmış sayılır.
Taşınmazda kritik nokta, satış talebinin “kâğıt üstünde” kalmamasıdır. Satış talebiyle birlikte kıymet takdiri ve satış giderlerinin peşin yatırılması zorunluluğu nedeniyle, masraf eksikliği satış talebini geçersiz hale getirebilir. Bu da süreyi kaçırma riskini büyütür.
Araç ve diğer taşınırlarda pratik durum
Araçlar ve diğer taşınırlarda da temel kural aynıdır: hacizden itibaren 1 yıl içinde satış talebi gerekir. Ancak sicile kayıtlı motorlu kara araçlarında uygulama daha serttir. Muhafaza, kıymet takdiri ve satış talebinin birlikte yürütülmesi ve bu işlemlere ilişkin giderlerin peşin yatırılması beklenir. Masraf tamamlanmazsa satış talebi “yapılmamış” sayılabildiği için, araç haczinde süre yönetimi daha fazla önem kazanır.
Diğer taşınırlarda da pratikte iki risk öne çıkar. Birincisi muhafaza ve yediemin masraflarının dosyada birikmesi. İkincisi malın değer kaybı. Bu yüzden taşınır haczinde “son güne bırakmadan” satış talebi stratejisi daha güvenlidir.
Banka hesabı haczinde haczin düşmesi tartışması
Banka hesabı haczi, çoğu zaman İİK m.89 kapsamında “üçüncü kişideki alacak” haczi olarak yürür. Kanun metninde borçlunun üçüncü kişilerdeki alacağının da satış talebi süresine tabi olduğu açıkça yazdığı için, teorik olarak banka hesabı haczinde de 1 yıllık süre gündeme gelir.
Tartışma şuradan doğar: Banka hesabı “satışa çıkarılan” bir mal değildir. Ama haciz konulduktan sonra alacaklı, paranın dosyaya gönderilmesi için gerekli işlemleri takip etmezse, haczin yıllarca dosyada sürüncemede kalması istenmez. Uygulamada bazı icra daireleri, uzun süre işlem yapılmayan hesap hacizlerinde İİK 106-110 mantığıyla haczin kalktığı sonucuna yaklaşabilir. Bu nedenle banka hesabı haczinde de dosya hareketlerini ve tahsilat adımlarını canlı tutmak gerekir.
Rehinli takipte satış isteme süresi (İİK 150/e)
Rehinli takipte süreler farklıdır. İİK m.150/e’ye göre alacaklı, taşınır rehnin satışını ödeme veya icra emrinin tebliğinden itibaren 6 ay, taşınmaz rehnin satışını ise 1 yıl içinde istemelidir. Bu süreler kaçırılırsa sonuç “haczin düşmesi” gibi dar bir sonuç değildir. Kanun, açıkça takibin düşeceğini söyler.
Bu fark çok önemlidir. Rehinli takipte süre kaçınca, alacaklı aynı takip içinde devam edemez. Yeniden takip gündeme gelebilir. Bu da hem zaman hem masraf hem de öncelik tartışmaları bakımından dosyanın kaderini etkiler.

