İcra affı, icra takibine giden borçlarda tamamen silme vaadinden çok, borcun hangi kısmının ve hangi şartla yeniden hesaplanacağını anlatan gündelik bir ifadedir. Uygulamada çoğu düzenleme anaparayı değil; faiz, gecikme ücreti ve takip masraflarını azaltma ya da borç yapılandırma yoluyla ödemeyi kolaylaştırma hedefi taşır. İcra dosyası kendiliğinden kapanmaz; bu genellikle borcun ödenmesi, alacaklının vazgeçmesi veya mahkeme kararıyla olur. Bu yüzden af çıktı iddiasında önce düzenlemenin Resmî Gazete’de yayımlanıp yayımlanmadığına ve hangi borç türlerini kapsadığına bakmak gerekir. En sık hata, sicil affı ile dosyanın kapandığını aynı sanıp haciz ve itiraz sürelerini kaçırmaktır.
Güncel tablo: icra affı yürürlükte mi, Resmî Gazete’de var mı?
Resmî Gazete’de af düzenlemesi nasıl kontrol edilir?
Bir “icra affı”nın gerçekten yürürlükte sayılabilmesi için kural basittir: Düzenleme kanunlaşmalı ve Resmî Gazete’de yayımlanmış olmalıdır. 18 Ağustos 2026 itibarıyla Resmî Gazete’de yayımlanan son büyük paketlerden biri, 31 Temmuz 2026 tarihli ve 33326 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7589 sayılı Kanun’dur. Bu kanun, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nda bazı usul değişiklikleri getirir; “borçları topluca silen bir icra affı” gibi okunmamalıdır.
Kontrol için iki pratik yöntem var:
- Resmî Gazete’nin kendi sitesinde “af”, “yapılandırma”, “İcra ve İflas Kanunu”, “geçici madde” gibi anahtar kelimelerle arama yapın. Sonuçlarda tarih ve sayı bilgisine özellikle bakın.
- Alternatif olarak resmî mobil uygulamadaki “Arşiv” ve “Arama” bölümlerini kullanın.
Okuduğunuz metnin gerçekten Resmî Gazete yayımı olup olmadığını anlamanın en hızlı yolu, metinde “Resmî Gazete Tarihi” ve “Sayı” bilgisinin net şekilde yer almasıdır.
TBMM kanun teklifi ve komisyon süreci nereden takip edilir?
“Af geliyor” haberlerinin büyük kısmı, henüz kanunlaşmamış kanun teklifleri üzerinden yayılır. En sağlıklı takip, TBMM’nin resmî sorgu ekranlarından yapılır: TBMM Kanun Teklifleri.
Teklif sayfasında özellikle üç alanı kontrol edin: Esas numarası, Son Durumu ve komisyon aşamaları. Örneğin 16 Şubat 2026 tarihli, 2/3533 esas numaralı “Tüketici kredisi ve kredi kartı borçlarının yeniden yapılandırılması ve sicil affı” başlıklı teklifin “Son Durumu” hâlen “Komisyonda” görünmektedir.
Bir teklifin hangi aşamada olduğunu, komisyon raporlarına veya kanun metnine nasıl gidileceğini TBMM’nin kullanım notları da açıklar.
İcra affı ne demek, icra borcunu gerçekten siler mi?
Borcun silinmesi ile icra dosyasının kapanması farkı
İcra affı denince çoğu kişi “borç tamamen silinecek” diye düşünür. Oysa icra, borcun varlığını yaratmaz; mevcut alacağın tahsili için yürüyen takip yoludur. Bu yüzden borcun “silinmesi” ile icra dosyasının “kapanması” aynı şey değildir.
- Borcun silinmesi (alacağın ortadan kalkması) genelde alacaklının borcu bağışlaması, ibrası, anlaşma ile borcun sona erdirilmesi, borcun zamanaşımına uğraması gibi nedenlerle olur. Özel borçlarda devletin tek taraflı biçimde “borcu yok etmesi” tipik bir uygulama değildir.
- İcra dosyasının kapanması ise pratikte çoğunlukla borcun ödenmesiyle olur. Borç ödense bile dosyada “kapanış” işlemleri yapılmadıysa dosya açık görünebilir; haciz şerhleri, blokeler veya dosya harç ve masrafları gibi kalemler ayrıca gündeme gelebilir.
Özetle, bir düzenleme “af” diye anılsa bile sizin dosyanız açısından kritik soru şudur: Borç hukuken sona mı eriyor, yoksa sadece ödeme şartları mı değişiyor? Takibin hangi aşamada olduğu ve hangi işlemlerin yapıldığı, sonucu doğrudan etkiler.
Faiz indirimi, erteleme, yapılandırma af sayılır mı?
Gündelik dilde “af” denilen birçok paket, teknik olarak yapılandırma, faiz indirimi, gecikme zammı silinmesi, taksitlendirme veya erteleme niteliğindedir. Bu tür düzenlemeler borcu tamamen yok etmekten çok, borcun toplam yükünü düşürüp ödemeyi mümkün kılmayı hedefler.
Özellikle kamu alacaklarında (vergi, SGK gibi) yapılandırma kanunları daha sık görülür. Banka ve diğer özel alacaklarda ise “af” beklentisi yerine; alacaklı ile uzlaşma, icra dosyasında haricen tahsil- feragat gibi sonuç doğuran işlemler veya borcun hukuken sona ermesine yol açan haller değerlendirilir.
Bir metnin gerçekten “af” olup olmadığını anlamak için, düzenlemenin İcra ve İflas Kanunu içinde geçici madde ekleyip eklemediğine, hangi borç türlerini kapsadığına ve “silme” mi “yeniden hesaplama” mı getirdiğine bakmak gerekir.
Sicil affı ile icra affı aynı şey mi, kredi kaydı ne olur?
Sicil affı borcu ortadan kaldırır mı?
Sicil affı ile icra affı aynı şey değildir. Sicil affı denince genelde, geçmişteki gecikme, kanuni takip, karşılıksız çek veya protesto gibi olumsuz kayıtların kredi değerlendirmesinde nasıl ele alınacağı konuşulur. İcra affı ise icra dosyası, haciz ve takip masrafları gibi icra sürecine dair bir başlıktır.
En kritik nokta şu: Sicil affı borcu ortadan kaldırmaz. Borç devam ediyorsa, alacaklı icra takibine devam edebilir. Sicil affı diye anılan düzenlemeler çoğu zaman “borç belirli tarihe kadar ödenirse veya yeniden yapılandırılırsa kaydın finansal kuruluşlarca dikkate alınmaması” sonucunu hedefler. Kayıtların tamamen silinmesi ise ayrıca ve her zaman otomatik bir sonuç değildir.
Bir diğer yanlış beklenti de şudur: “Sicil affı çıktıysa banka kredi vermek zorunda.” Bankalar ve finans kuruluşları, mevzuat çerçevesinde kendi risk politikalarına göre karar vermeye devam eder. Sicil affı, tek başına kredi onayı garantisi değildir.
Risk Merkezi ve KKB kayıtları ne zaman güncellenir?
Risk Merkezi ve KKB verileri, bankalar ve finans kuruluşlarının bildirimleriyle oluşur. Bu nedenle güncelleme hızı, çoğu zaman sizin ödemenizden çok, ilgili kurumun sisteme hangi tarihte “güncel durum” bildirdiğine bağlıdır.
Findeks tarafında, finansal bilgilerin büyük kısmının günlük güncellendiği, verilerin sisteme aktarım süresinin ise ortalama yaklaşık 2 gün olabildiği belirtilir. Bu yüzden bugün yaptığınız bir ödeme, raporunuza aynı gün yansımayabilir.
Risk Merkezi raporu e-Devlet üzerinden alınabilir. Rapor, genellikle “bildirim tarihi itibarıyla” görünen durumu gösterir. Eğer kayıt hatalıysa “kendiliğinden düzelmesini” beklemek yerine, ilgili banka üzerinden düzeltme sürecini başlatmak gerekir. Banka düzeltmeyi haklı bulup veriyi KKB sistemine gönderdiğinde güncelleme yapılır.
İcra affı çıksa hangi borçları kapsar, kimleri dışarıda bırakır?
Kamu borçları ile banka ve özel alacak ayrımı
Bir “icra affı” ya da “borç affı” konuşulurken ilk ayrım, borcun kamu borcu mu yoksa özel alacak mı olduğudur. Çünkü tahsil usulü, kurumlar ve çıkarılabilecek düzenlemelerin dili farklıdır.
Kamu borçları (vergi, SGK primleri, bazı idari para cezaları, kamu kurumlarına olan diğer alacaklar) çoğunlukla 6183 sayılı Kanun çerçevesinde takip edilir. Bu alanda çıkan paketler genelde “af” diye anılsa da pratikte; gecikme zammı ve faizlerin yeniden hesaplanması, taksitlendirme, peşin ödemede indirim gibi mekanizmalarla gelir. Hangi borçların dahil olduğu, kanun metninde kalem kalem yazılır. Aynı şekilde kapsam dışı bırakılan borçlar da açıkça sayılır. Bu yüzden “herkesi kapsar” gibi iddialara itibar etmeyin. Metne bakmadan sonuç çıkmaz. Kamu alacaklarının takibiyle ilgili temel çerçeve için 6183 sayılı Kanun iyi bir başlangıçtır.
Banka borçları ve diğer özel alacaklar ise sözleşmeye ve İcra ve İflas Kanunu uygulamasına dayanır. Bu alanda “genel bir silme” beklentisi gerçekçi değildir. Düzenleme çıkarsa bile çoğu zaman belirli şartlara bağlanır ve alacaklı uygulaması dosyadan dosyaya değişebilir.
Varlık yönetim şirketine devredilen borçlar kapsama girer mi?
Banka alacağı bir varlık yönetim şirketine devredildiyse borç ortadan kalkmaz. Sadece alacaklının kimliği değişir. Dosyada muhatap artık banka değil, devralan şirkettir. Bu şirketler BDDK düzenleme ve denetimi altındadır. Güncel liste ve çerçeve için BDDK “Varlık Yönetim Şirketleri” sayfası kontrol edilebilir.
Kapsama girip girmemesi ise tamamen çıkacak düzenlemenin metnine bağlıdır. Bazı düzenlemeler yalnızca kamu borçlarını hedefler ve varlık yönetim şirketlerini hiç ilgilendirmez. Bazıları ise “bankalar ve finansal kuruluşlar” gibi geniş bir tanım kullanır, ama varlık yönetim şirketlerini ayrıca saymayabilir. Bu nedenle “devredilen borçlar da otomatik silinir” gibi yorumlar yerine, dosyada alacaklı türünü ve alacaklı unvanını kontrol etmek gerekir. En sağlıklısı, UYAP’taki dosya bilgilerinde alacaklı hanesine bakıp buna göre strateji belirlemektir.
İcra takibi ve haciz sürecinde borçlu neyle karşılaşır?
Maaş haczi oranı ve haczedilemeyen gelirler
Ödeme emri, itiraz ve kesinleşme aşamaları
İcra takibinde borçluya genellikle önce ödeme emri tebliğ edilir. Bu evrak, borcun dayanağını ve hangi sürelerde hangi işlemlerin yapılabileceğini gösterir. “İlamsız icra, genel haciz yolu”nda borçlu, ödeme emrine 7 gün içinde icra dairesine sözlü veya yazılı itiraz edebilir. İtiraz edilirse takip kendiliğinden durur. İtiraz edilmezse takip kesinleşir ve alacaklı haciz isteyebilir.
Kesinleşmeden sonra borçlunun karşılaşabileceği en yaygın haciz türleri şunlardır:
- Maaş haczi: Maaş, ücret ve benzeri düzenli gelirlerde kural, kısmi hacizdir. İcra ve İflas Kanunu m.83’e göre haczedilecek miktar, bu gelirlerin dörtte birinden az olamaz; icra müdürlüğü, borçlunun ve ailesinin geçimi için gerekli miktarı da dikkate alır. Ayrıca işçi ücretlerinde İş Kanunu m.35 gereği, aylık ücretin dörtte birinden fazlası kural olarak haczedilemez; nafaka borçları bu sınırlamanın dışındadır. (Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı)
- Haczedilemeyen gelirler: Bazı gelirlerde özel koruma vardır. Örneğin SGK tarafından bağlanan gelir, aylık ve ödenekler, nafaka ve SGK’nın belirli alacakları dışında kural olarak haczedilemez; çoğu durumda borçlunun açık muvafakati aranır.
Süreleri kaçırmamak için tebligat tarihini netleştirin. Dosyanızı ve evrakları UYAP Vatandaş Portal üzerinden de takip edebilirsiniz.
İcra dosyası nasıl kapanır, kapak hesabı ve ödeme sonrası işlemler
Haricen tahsil ve feragat durumunda dosya kapanışı
İcra dosyasını kapatmanın en temiz yolu, icra dairesinden kapak hesabı alıp borcu dosyaya ödemektir. Kapak hesabı; anapara, işlemiş faiz, harç ve takip masrafları gibi kalemlerin o gün itibarıyla toplamını gösterir. Faiz günlük işleyebildiği için birkaç gün önce alınan hesapla ödeme yapmak, dosyada “eksik bakiye” kalmasına ve kapanışın gecikmesine yol açabilir.
Bazen ödeme icra dosyasına değil, alacaklıya haricen yapılır. Bu durumda dosyanın fiilen kapanması için genellikle alacaklının icra dairesine “alacak haricen tahsil edilmiştir, takibin kapatılmasını ve hacizlerin fek-kaldırılmasını talep ederim” içerikli bir dilekçe vermesi gerekir. Haricen tahsil bildirimi ve dosyanın kapatılması sırasında harç ve masraf kalemleri gündeme gelebileceği için, “ödedim, dosya kendiliğinden kapanır” varsayımıyla hareket etmeyin.
Feragat (takipten vazgeçme) ise alacaklının takibi sürdürmek istemediğini beyan etmesidir. Alacaklı feragat dilekçesi verdiğinde dosya kapatılabilir; ancak dosyada konulmuş hacizler varsa, bunların kaldırılması için ayrıca fek işlemlerinin yapılması gerekir.
Borç bitince hacizlerin kaldırılması nasıl yapılır?
Borç tamamen ödendiğinde, uygulamada iki ayrı işi takip etmeniz gerekir: dosyanın “kapanış” işlemi ve dosyadan doğan hacizlerin kaldırılması (fekki).
Genel akış şu şekildedir:
- Ödeme belgesini saklayın. İcra veznesi makbuzu, dekont, alacaklıdan alınan imzalı ibraname gibi belgeler ileride “ödeme yapıldı” ispatında kritik olur.
- İcra dairesine fek talebi verin. Banka hesapları, araç, tapu, e-haciz gibi hangi hacizler varsa, dilekçede tek tek belirtilmesi işleri hızlandırır.
- Fek yazılarının ilgili kurumlara gönderildiğini kontrol edin. Banka blokesi, tapu şerhi veya araç haczi, icra dairesi yazısı ulaşmadan kalkmayabilir. Süreci dosyanız üzerinden UYAP Vatandaş Portalı ile takip etmek pratik olur.
Haczin kaldırılması bazen aynı gün, bazen kurumların işleyişine göre daha uzun sürede yansıyabilir. Bu yüzden “dosya kapandı” denilse bile, bankada bloke veya tapuda şerh devam ediyorsa, icra dosyasından fek müzekkerelerinin durumunu ayrıca sorgulatmak gerekir.
“Af çıktı” söylentileri ve dolandırıcılık uyarıları: doğru bilgi nasıl ayırt edilir?
Sosyal medya paylaşımlarında kırmızı bayraklar
“İcra affı çıktı” söylemi, özellikle takipte olan borçluların paniğini hedefleyen paylaşımlarla hızlı yayılır. Burada ilk kural şudur: Kanunlaşmayan ve Resmî Gazete’de yayımlanmayan hiçbir düzenleme yürürlükte değildir. Sosyal medya içeriği, tek başına “kesin bilgi” sayılmaz.
Şu işaretler genelde kırmızı bayraktır:
- “Bugün son gün, hemen başvur” gibi acele ettiren ve düşünme süresini kısaltan dil.
- “Tüm icra borçları siliniyor” gibi herkesi kapsayan iddialar. Gerçekte kapsam ve şartlar kanunda tek tek sayılır.
- Paylaşımda Resmî Gazete tarih ve sayısı, kanun numarası veya TBMM esas numarası yoksa.
- “UYAP’ta görünmez, biz kapatıyoruz” benzeri ifadeler. UYAP’ta kaydı olan bir icra dosyası, usulüne uygun işlem olmadan “yok edilemez”.
- Ekran görüntüsü, dekont, sahte yazı gibi doğrulanamayan belge paylaşımı. Özellikle logo ve başlık kullanılarak hazırlanmış sahte “resmî yazılar” sık görülür.
Bu tür içeriklerde doğru yaklaşım, “habere inanmak” değil, metni doğrulamak ve dosyanızın durumunu UYAP üzerinden kontrol etmektir.
Resmî kurum dışı “aracı” vaatlerine karşı dikkat edilmesi gerekenler
Dolandırıcılıkta en sık senaryo, “dosyanızı kapatacağız, haczi kaldıracağız, sicili temizleyeceğiz” vaadiyle aracı ücreti istenmesidir. İcra dosyası kapanışı ve haciz fekki, icra dairesi ve dosya taraflarının usul işlemleriyle yürür. Bu süreçte dikkat edilmesi gereken temel noktalar:
- Ödemeyi nereye yaptığınızı netleştirin. Dosyaya ödeme yapıyorsanız icra dairesinin veznesi veya dosyaya tanımlı resmi kanallar kullanılmalıdır. “Danışmanlık bedeli”, “işlem harcı” gibi adlarla kişisel IBAN’a para istenmesi risklidir.
- Kimlik ve yetki kontrolü yapın. Kendini avukat olarak tanıtan kişiler için baro levhası kaydı ve iletişim bilgileri doğrulanmalıdır.
- Tebligat ve sürelerle oynanmasına izin vermeyin. “İtiraz etmeyin, biz hallederiz” gibi yönlendirmeler, hak kaybına yol açabilir.
- Şüpheli bir durumda, yazışmaları ve dekontları saklayın. Gerekirse savcılığa suç duyurusu veya kolluğa başvuru yoluna gidin.
Amaç, “her şeyi tek hamlede çözen” vaatlere değil, dosya evrakına ve resmî süreçlere dayanarak ilerlemektir.

