Banka borcunu kapatırken sulh protokolü, alacaklıyla vardığınız yazılı uzlaşmayı tek metinde toplar ve sonradan eksik ödeme tartışmalarını azaltır. Metinde borcun hangi kredi sözleşmesi veya icra dosyasından doğduğu, toplam tutarın anapara, faiz ve masraf kalemleriyle nasıl oluştuğu, ödeme planının tarih, tutar ve hesabıyla birlikte açıkça yer alması gerekir. Taksit gecikirse ne olacağı, ödemenin tamamlanmasıyla dosyanın kapatılması için yapılacak işlemler, ibra veya feragat gibi hükümler ve imzalayanların yetkisi özellikle kontrol edilmelidir. En sık gözden kaçan nokta, protokolün hangi takip ve dosyaları kapsadığını net yazmamak ve aynı borcu başka bir dosyada yeniden gündeme taşımaktır.
Banka borcu sulh protokolü nedir, hangi durumlarda yapılır?
Sulh, ödeme taahhüdü ve ibra farkı
Banka borcu için “sulh protokolü” denince uygulamada çoğu zaman, tarafların borcun tutarı, ödeme planı, indirim ve temerrüt şartlarında anlaşıp bunu yazılı hale getirdiği uzlaşma sözleşmesi anlaşılır. Dava veya icra takibi sürerken de yapılabilir, henüz hiçbir takip yokken de yapılabilir. Dava devam ederken mahkeme huzurunda yapılan sulh ise ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda tanımlanmış bir kurumdur.
“Ödeme taahhüdü” daha dar bir kavramdır. Borçlu, borcu belirli tarihlerde ödemeyi üstlenir. Ama her ödeme taahhüdü, alacaklı yönünden indirim, feragat, icranın durması, haczin fekki gibi sonuçlar doğurmaz. Bu yüzden bankayla yapılan metnin başlığı “taahhüt” olsa bile içeriğin sulh hükümleri taşıyıp taşımadığı ayrıca okunmalıdır.
“İbra” ise alacaklının, borçluyu borçtan kurtarmasıdır. Yani borç ilişkisinin sona erdirilmesine dönüktür. Uygulamada sulh protokolünde genellikle “ödemeler eksiksiz tamamlanınca ibra edilecektir” gibi şartlı bir düzenleme yapılır ve borç bittiğinde “borcu yoktur” yazısı talep edilir.
Kredi, kredi kartı ve varlık yönetimi borcunda kullanım
Sulh protokolü en çok ihtiyaç kredisi, ticari kredi, KMH/ek hesap ve kredi kartı borçlarında kullanılır. Amaç nettir: Borcun hangi sözleşmeden doğduğunu yazmak, güncel bakiyeyi kalem kalem belirlemek ve ödeme planını tartışmaya kapalı hale getirmek.
Alacak banka bünyesindeyken de, alacak varlık yönetim şirketine devredildikten sonra da sulh protokolü yapılabilir. Varlık yönetim şirketleri, bankaların ve diğer mali kurumların alacaklarını satın alıp tahsil ve yeniden yapılandırma amacıyla kurulabilen yapılardır.
Özellikle icra dosyası bulunan borçlarda protokol, “hangi dosya/dosyalar kapatılacak, hacizler ne zaman kaldırılacak, ödeme gecikirse ne olacak” sorularına yazılı ve ölçülebilir cevap vermelidir. Bu netlik hem borçlu hem alacaklı için en önemli güvenlik katmanıdır.
Sulh protokolünün geçerli sayılması için hukuki şartlar
Taraflar, temsil ve imza yetkisi
Sulh protokolü, sonuçları itibarıyla bir sözleşmedir. Bu yüzden en temel şart, tarafların doğru yazılması ve protokolü imzalayan kişilerin gerçekten bağlayıcı irade açıklayabilmesidir. Borçlu gerçek kişi ise T.C. kimlik bilgileri ve adresi doğru olmalıdır. Borçlu şirket ise unvan, MERSİS/vergi numarası ve imza atan kişinin temsil yetkisi kontrol edilmelidir.
Banka, katılım bankası veya varlık yönetim şirketi adına imza atan kişinin yetkisi pratikte en kritik noktadır. Şu belgeler istenebilir: imza sirküleri, vekaletname, yetki yazısı ve mümkünse ilgili birim/şube teyidi. Yetkisiz imza, ileride “bu protokol bizi bağlamaz” itirazına zemin oluşturabilir.
Birden fazla borçlu, müşterek borçlu veya kefil varsa, protokolün kimleri bağladığı açık yazılmalı ve gerekli kişilerin tamamı imzalamalıdır. Kefalet içeren metinlerde ayrıca kefile özgü şekil şartları gündeme gelebilir.
Yazılı şekil, ekler ve delil niteliği
Sulh protokolünde yazılı metin, çoğu dosyada fiilen zorunluluktur. Çünkü uyuşmazlık çıktığında ispat yükü doğar ve belirli tutarların üzerindeki iddialarda yazılı delil aranması riski vardır. Bu nedenle protokol; borcun kaynağı, hesap dökümü, icra dosya numarası, taksit planı ve ödeme kanalını netleştirmelidir.
Ekler, protokolün bir parçası gibi düzenlenmelidir: “Ek-1 Borç hesap özeti”, “Ek-2 Taksit planı” gibi. Her sayfanın paraflanması, son sayfanın tarihli imzalanması, ileride “sayfa eklendi/çıkarıldı” tartışmasını azaltır. Güvenli elektronik imza ile imzalanan metinler de yazılı şekil yerine geçebilir; bu çerçeve Türk Borçlar Kanunu içinde düzenlenir.
Damga vergisi ve noter gerekliliği
Sulh protokolü çoğu zaman “mukavelename/taahhütname” niteliğinde görülebileceği için damga vergisi gündeme gelebilir. Oran ve kapsam istisnaları, belgenin içeriğine göre değişir. Güncel listeye bakmak için Gelir İdaresi Başkanlığı’nın Damga Vergisi tablosu üzerinden kontrol yapılması yerinde olur. Protokolde “damga vergisi ve benzeri mali yükler kim tarafından karşılanır” maddesi açıkça yazılmalıdır.
Noter onayı ise kural olarak her sulh protokolü için zorunlu değildir. Ancak imza inkârı riskini azaltmak, tarih kesinliği sağlamak veya teminatların kaldırılması gibi ayrıca resmi işlem gerektiren başlıklarda, noterden imza onayı ya da uygun başka bir resmi yol tercih edilebilir.
Borç kalemleri protokole nasıl yazılır: anapara, faiz, masraf
Borcun kaynağı ve hesap özeti referansı
Protokolde ilk hedef, “hangi borçtan bahsediyoruz?” sorusunu tartışmasız kapatmaktır. Bunun için borcun kaynağını mümkün olduğunca somut yazın: kredi sözleşmesi tarihi ve numarası, kredi kartı numarasının son 4 hanesi, KMH (ek hesap) limiti, varsa icra dosya numarası ve alacaklı ünvanı gibi.
Ardından borç hesabını bir “kesin tarih”e bağlayın. Örneğin “…/…/2026 tarihli hesap özeti esas alınmıştır” gibi. Hesap özeti veya banka/varlık yönetim şirketi ekstresi Ek-1 yapılmalı. Metnin içinde de “Ek-1’de yer alan toplam borç” ifadesiyle referans verilmelidir. Böylece daha sonra “faiz yanlış hesaplandı” veya “başka dosya da vardı” itirazları azalır.
Faiz türü ve ferileri netleştirme
Borcun kalemlerini tek satırda “toplam borç” diye yazmak yerine, mümkünse şu ayrımı yapın: anapara, işlemiş akdi faiz, işlemiş temerrüt faizi, vergi/harç ve masraflar, icra masrafları, vekalet ücreti (icra dosyası varsa). Her kalemin hangi tarihe kadar hesaplandığı belirtilmeli.
Özellikle iki noktayı açık yazın:
- “Bu tarihe kadar işlemiş faiz” ile “bu tarihten sonra işleyecek faiz” ayrımı
- Ödeme planı sürerken faiz işletilip işletilmeyeceği (çoğu protokolde faiz dondurma veya sınırlama pazarlık konusudur)
“Feriler” ifadesini kullanıyorsanız, kapsamını madde içinde sayarak netleştirin. Aksi halde masraf ve vekalet ücreti gibi kalemlerde yorum farkı çıkabilir.
Dövizli borçta kur ve ödeme günü
Borç döviz cinsindeyse protokolde para birimini ve ödeme biçimini netleştirin: “USD olarak mı ödenecek, TL ödenecekse hangi kurdan çevrilecek?” Kur için kaynak, tarih ve saat mantığını yazmak önemlidir. Pratikte TCMB döviz kurları gibi resmi bir referans seçmek, “hangi kur” tartışmasını azaltır.
Taksitli ödemede her taksit için kurun hangi gün esas alınacağı da belirtilmelidir. Örneğin “ödeme günündeki efektif satış kuru” veya “vade tarihinden bir önceki iş günü” gibi. Ayrıca banka hesabına geçen tutarın hangi an itibarıyla “ödeme yapılmış sayılacağı” (havale saati, EFT valörü, dekont) açıkça yazılmalıdır.
İndirim, yapılandırma ve erken kapama şartları protokolde nasıl düzenlenir?
İndirim kapsamı: anapara, faiz, masraf
Sulh protokolünde “indirim” ifadesi tek başına yeterli değildir. İndirimin hangi kalemlere uygulandığını açık yazın. En sık üç senaryo görülür: yalnızca faiz indirimi, masraf ve ferilerde indirim, ya da toplam bakiyeden toplu indirim. Eğer indirim anaparaya da uygulanıyorsa, “anapara indirimi” ibaresini ayrıca belirtmek gerekir.
İndirimin şarta bağlı olup olmadığını da netleştirin. Uygulamada çoğu alacaklı, indirimi “taksitlerin zamanında ödenmesi” şartına bağlar. Bu durumda protokole, indirimin hangi tarihte kesinleşeceği yazılmalıdır. Örneğin “tüm ödemeler eksiksiz tamamlandığında indirim kesinleşir” gibi. Aksi halde borçlu, indirimli tutarı ödediğini düşünürken alacaklı “şart gerçekleşmedi” diyebilir.
Bir diğer kritik nokta, “indirim hangi dosyaları kapsıyor?” sorusudur. Birden fazla icra dosyası veya birden fazla kredi ürünü varsa, indirim kapsamı tek tek sayılmalıdır.
Taksit planı, ödeme kanalı ve dekont şartı
Taksit planı sadece “12 ay” demek değildir. Her taksit için vade tarihi, tutar, para birimi, alacaklı hesabı (IBAN), açıklama alanına yazılacak referans ve ödemenin geçerli sayılacağı an (hesaba geçiş tarihi gibi) belirtilmelidir. Hafta sonu ve resmi tatilde vade gününün nasıl işleyeceği de yazılmalıdır.
Ödemenin ispatı için “dekont” şartı koyacaksanız, dekontun nereye ve ne süre içinde iletileceğini belirtin. Örneğin e-posta adresi, dosya numarası ve aynı gün iletim gibi. Ayrıca kısmi ödeme yapılması halinde bu ödemenin hangi kaleme mahsup edileceği (masraf, faiz, anapara sırası) açık olursa sonraki bakiye hesabı daha az tartışılır.
Temerrüt halinde muacceliyet ve indirimlerin iptali
Taksit gecikmelerinde en çok uyuşmazlık yaratan madde muacceliyet (kalan borcun tamamının bir anda istenebilir hale gelmesi) ve indirimlerin iptali maddesidir. Bu bölüm mümkün olduğunca ölçülebilir olmalıdır: kaç gün gecikme temerrüt sayılacak, “ihtar” aranacak mı, kaç taksit aksarsa muacceliyet doğacak?
İndirim iptal edilecekse, “hangi indirimler iptal olur, borç hangi tutara döner” kısmını da sayısal mantıkla yazın. Örneğin gecikmede, indirim öncesi bakiyeye dönülecekse bunun hangi tarihli hesap özetine göre belirleneceği belirtilmelidir. Böylece temerrüt halinde borcun bir anda belirsiz şekilde büyümesinin önüne geçilir.
İcra dosyası varken sulh protokolü yapılırsa ne olur?
Haricen tahsil, feragat ve takibin durması
İcra takibi başladıysa sulh protokolü, sadece “ne kadar ödenecek” meselesini değil, dosyanın hukuken ne olacağını da düzenlemelidir. En pratik ayrım şudur: Ödeme icra dosyasına yapılırsa tahsilat ve bakiye UYAP’ta görünür. Ödeme dosya dışı yapılırsa bu durum “haricen tahsil” olarak anılır ve dosyanın açık kalmaması için alacaklının icra müdürlüğüne bildirim yapması gerekir.
Protokolde, ödemenin tamamlanmasıyla birlikte alacaklının “takipten vazgeçme/feragat” beyanında bulunup bulunmayacağı açık yazılmalıdır. Bazı alacaklılar dosyayı hemen kapatmak yerine “dosya işlemden kaldırılacak, ödemeler bitince kapatılacak” şeklinde ilerler. Bu iki yaklaşımın sonucu farklıdır. Dosya açık kaldığı sürece masraf ve faiz tartışması çıkabilir. Bu nedenle “hangi tarihte hangi işlem yapılacak” net olmalıdır.
Hacizlerin fekki ve dosya kapanış süreci
Harç, vekalet ücreti ve masraf paylaşımı
Hacizlerin fekki genellikle alacaklının icra dosyasına vereceği dilekçeyle yapılır. Maaş haczi varsa işverene yazı çıkar. Banka hesabı haczi varsa ilgili bankaya müzekkere gider. Araç ve taşınmaz hacizlerinde de trafik ve tapu kayıtlarına yönelik kaldırma yazıları düzenlenir. Protokole, ödemeden sonra alacaklının kaç gün içinde haciz fekki talebi vereceği ve hangi hacizlerin kaldırılacağı tek tek yazılırsa süreç hızlanır.
Dosyanın kapanışında ise çoğu zaman üç kalem masraf konuşulur: icra harçları, dosya masrafları (tebligat, müzekkere, UYAP giderleri gibi) ve avukatla takip varsa vekalet ücreti. Takipten vazgeçme veya haricen tahsilin dosyaya işlenmesi halinde ayrıca harç gündeme gelebilir. Bu yüzden “harç, vekalet ücreti ve masraflar hangi tarafta kalacak” maddesi protokolde açık olmalıdır. Belirsiz bırakılırsa, ödeme bitse bile “dosya masrafı kaldı” gerekçesiyle kapanış gecikebilir.
Kefil, müşterek borçlu, ipotek ve rehin gibi teminatlar nasıl yazılır?
Kimler imzalamalı: asil borçlu, kefil, üçüncü kişi
Teminatlı dosyalarda sulh protokolünün işe yaraması için, borç ilişkisinde kim etkileniyorsa metinde açıkça sayılmalı ve gereken herkes imza atmalıdır. En azından asil borçlu ve alacaklı imzacı olur. Ancak sözleşmede “müşterek borçlu” veya “müteselsil borçlu” gibi sıfatlar varsa, bu kişiler de protokolde taraf gösterilmelidir. Çünkü bu sıfatlar, borcu sanki kendi borcuymuş gibi üstlenme sonucunu doğurabilir.
Kefil açısından ayrıca şekil ve geçerlilik şartları önemlidir. Sulh protokolü, kefilin sorumluluğunu artırıyor veya yeni bir kefalet doğuruyorsa, kefalet hükümlerinin Türk Borçlar Kanunu’ndaki şartlara uygun kurulması gerekir. Özellikle azami sorumluluk tutarı ve tarih gibi bilgilerin doğru düzenlenmesi ve eş rızası ihtimalinin değerlendirilmesi gerekir. Bu çerçeve için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun kefalet hükümleri belirleyicidir.
Teminat “üçüncü kişi”ye aitse (örneğin borçlu olmayan birinin taşınmazı ipotekli ise), o kişinin protokolde konumu da net olmalıdır. Aksi halde “borç bitti ama teminat kalkmadı” sorunu yaşanır.
İpotek ve rehin kaldırma taahhüdü
İpotek ve rehinler, borç ödense bile çoğu durumda kendiliğinden sicilden silinmez. Bu yüzden protokolde iki ayrı taahhüt net yazılmalıdır: (1) borcun hangi şartla “tam ödenmiş sayılacağı”, (2) bu şart gerçekleşince alacaklının terkin/fek işlemlerini hangi süre içinde yapacağı.
Taşınmaz ipoteğinde pratik yol genellikle bankanın veya alacaklı kurumun tapuya elektronik terkin göndermesidir. Süreç ve temel akış için TKGM’nin ipotek terkinine ilişkin bilgilendirmesi referans alınabilir. Protokole “tüm ödemeler tamamlandıktan sonra en geç … iş günü içinde ipotek fek/terkin muvafakati verilecektir” gibi bir süre koymak, işi hızlandırır.
Yeni senet, çek veya ek teminat verilmesi
Bazı sulh protokollerinde “yeni senet/çek verilmesi” veya “ek teminat” şartı yer alır. Bu durumda metin, yeni belgenin hangi borcu güvence altına aldığını, hangi tarihte teslim edileceğini ve en önemlisi borç tamamen ödendiğinde bu belgelerin iade/iptal usulünü açıkça düzenlemelidir.
Yeni senet veya çek, borçlu açısından ayrı bir takip dayanağına dönüşebileceği için “asıl borç sulh kapsamındadır, senet sadece teminattır” gibi soyut cümleler tek başına yeterli olmayabilir. Hangi koşulda kullanılabileceği, temerrüt halinde nasıl işleme konacağı ve ödeme tamamlanınca nasıl etkisiz hale getirileceği somutlaştırılmalıdır.
Kopyalanabilir sulh protokolü iskeleti ve opsiyonel maddeler
Taraf bilgileri, borç tanımı ve ödeme planı
Aşağıdaki iskelet, banka veya varlık yönetimi alacağı için en sık kullanılan başlıkları bir araya getirir. Parantez içlerini dosyanıza göre doldurun, ekleri mutlaka numaralandırın.
BANKA BORCU SULH PROTOKOLÜ
1) Taraflar
Alacaklı: (Unvan) (VKN/MERSİS) (Adres)
Borçlu: (Ad Soyad/Unvan) (TCKN/VKN) (Adres)
Varsa Kefil/Müşterek Borçlu: (Bilgiler)
2) Borcun Kaynağı ve Kapsam
İşbu protokol; (kredi sözleşmesi tarihi-no / kredi kartı son 4 hane / KMH / icra dosya no) kaynaklı borcu kapsar.
Borcun (…/…/2026) tarihi itibarıyla hesabı Ek-1 “Hesap Özeti”ndedir.
3) Borç Kalemleri
Anapara: (…) TL
İşlemiş faiz: (…) TL
Masraf/harç/vekalet: (…) TL
Toplam: (…) TL
4) Ödeme Planı
Borçlu, toplam (…) TL’yi aşağıdaki şekilde ödeyecektir:
- Peşin: (tutar) (tarih)
- Taksit: (adet) x (tutar), vade tarihleri Ek-2 “Taksit Planı”ndadır.
Ödeme, yalnızca (IBAN) hesabına yapılacak; açıklamaya “(dosya no)” yazılacaktır.
Ödeme, alacaklı hesabına geçtiği anda yapılmış sayılır.
İndirim veya erken kapama varsa aynı bölümde ayrı bir madde açın: “Tüm taksitler zamanında ödenirse toplam borç (…) TL olarak kesinleşir” gibi ölçülebilir yazın.
İbra, borcu yoktur yazısı ve teslim süresi
Bu bölüm, protokolün “bitince ne olacak?” kısmıdır. En pratik düzenleme, ibra hükmünü şarta bağlı kurmaktır.
5) İbra ve Dosya İşlemleri
Borçlu, Ek-2’deki tüm ödemeleri eksiksiz tamamladığında alacaklı, protokol kapsamındaki alacak yönünden borçluyu ibra edecektir.
Alacaklı, son ödemenin hesabına geçmesinden itibaren (… iş günü) içinde “borcu yoktur” yazısını düzenleyip borçluya teslim edecektir.
İcra dosyası varsa, aynı süre içinde (haciz fekki / haricen tahsil / takibin kapatılması) işlemleri için gerekli başvuruları yapacaktır.
Teminat iadesi (senet/çek) veya ipotek fekki gibi teslimatlar varsa “en geç … gün içinde iade/terkin muvafakati verilir” diye ayrıca süre koyun.
Tebligat adresi, KVKK ve yetkili mahkeme maddesi
Bildirim adresi ve iletişim kanalı net olmazsa, “ihtar yapıldı mı?” tartışması çıkar. Protokole tebligat adreslerini ve değişiklik bildirimini ekleyin.
6) Tebligat
Tarafların işbu protokolde yazılı adresleri tebligata esas olup adres değişiklikleri yazılı bildirilmedikçe eski adrese yapılan bildirim geçerli sayılır.
7) Kişisel Veriler (KVKK)
Taraflar, protokolün kurulması ve ifası kapsamında gerekli kişisel verilerin işlenebileceğini kabul eder. (Gerekirse aydınlatma metni/ek belirtilir.)
8) Yetkili Mahkeme ve İcra Daireleri
İşbu protokolden doğan uyuşmazlıklarda (… ili/ilçesi) mahkemeleri ve icra daireleri yetkilidir.
Yetkili mahkeme maddesini, tüketici işlemi olup olmadığı ve sözleşmenin niteliğine göre ayrıca değerlendirmek gerekir. Bu yüzden “kesin yetki” gibi iddialı ifadelerden kaçının.

